Esra Akkaya

August 6, 2008 4:55 pm

Esra Akkaya   (d. 1970 - İstanbul)   Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

Mahallenin Muhtarları tv dizisindeki “Şirin” rolüyle tanınan Akkaya, 1983 yılında Tevfik Gelenbe Tiyatrosu’yla sanat hayatına atıldı. 1988′de Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu olan sanatçı öğrenimi sırasında İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda “Büyük Miras” adlı oyunda rol aldı. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun “Bedava mı Sandın” ve “Prometheus” adlı oyunlarında çalıştı. Antalya Devlet Tiyatrosu’nda da çalışan Akkaya, tiyatro dışında çeşitli TV dizileri ve filmlerde rol aldı.
1994 yılında yazmış olduğu “Bu Masal Bizim” adlı çocuk oyunu Akdeniz Kültürleri Vakfı’nca sahnelendi.


Filmografisi

  • Sonradan Görme - 2005
  • Bir Dilim Aşk - 2004
  • Yarı Şakı Yarı Ciddi - 2000
  • Günaydın İstanbul Kardeş - 1999
  • Karanlıkta Biri Var - 1998
  • Mahallenin Muhtarları - 1992


Dış bağlantılar

  • IMDb’de Esra Akkaya
  • Sinema Türk’te Esra Akkaya
Posted by admin in Uncategorized

İstishâb

August 4, 2008 1:50 pm

İstishâb, bir İslam hukuku terimi.

İstishab; geçmişte sabit olan bir hükmün, sonradan değiştiği bilinmiyorsa ve/veya değiştiğine dair bir delil bulunmuyorsa, aynı kalmasına hükmetmektir. Örneğin, tersi bir haber gelinceye kadar bir çiftin evliliklerinin devam ediyor kabul edilmesi.

Posted by admin in Uncategorized

Sosis

August 2, 2008 6:25 pm

Sosis, içinde hayvan eti bulunan, genellikle baharatla yoğurularak, hayvan bağırsağı içinde yarı ya da tam pişirilerek hazırlanan gıda maddesidir.

Baharatlı içeriği sebebiyle, ilk olarak Ortadoğu-Hint bölgesinde ve Çin’de üretildiği düşünülmektedir. Et kültürü bulunan her bölgede benzer ürünler görmek mümkündür. M.Ö. 500 yıllarının Çin ve Yunan kaynaklarında kayıtlar mevcuttur. Çiğ, pişmiş, tütsülenmiş ve kurutulmuş olmak üzere çeşitleri mevcuttur.

Posted by admin in Uncategorized

Wesselburener Deichhausen

August 1, 2008 10:00 am

Flama Konum
Temel veriler
Eyaleti: Schleswig-Holstein
İli: Dithmarschen
Rakım: 0 metre
Yüzölçümü: 5.07 km2
Nüfus: 142 (30 Eylül 2005)
Posta kodu: 25764
Telefon kodu: 04833
Plaka kodu: HEI
Belde/belediye başkanı: Reimer Jürgens
Resmi Web Sitesi: www.wesselburen-online.de

Wesselburener Deichhausen Almanya’nın kuzeyinde Schleswig-Holstein eyaletinde, Dithmarschen iline bağlı bölge. 5.07 km2 yüzölçüme sahiptir. Nüfusu, 30 Eylül 2005 itibariyle yaklaşık 142 olarak tesbit edilmiştir. Belediye Başkanlığı Reimer Jürgens tarafından yürütülmektedir.


Dış bağlantı

  • www.wesselburen-online.de
Posted by admin in Uncategorized

Eğitimsel toplum bilimi

July 29, 2008 8:15 am

Eğitim kurumlarını ve okullaşma ile modern endüstri toplumlarında okullaşma sistemlerini, ‘okul ile toplumsal yapı arasındaki ilişkileri konu alan, eğitim kurumunun toplumun diğer büyük kurumsal düzenleriyle, yani iktisat, politika, din, vb. ile olan ilişkilerini sosyolojinin yöntemleri ve bakış açısıyla araştıran sosyoloji dalı.


Konusu

Eğitim sosyolojisinin günümüzdeki araş­tırmaları, eğitimin öncelikle, yeniden üreti­lecek bir kültürü, bir bilgi ve beceriyi aktar­mak, sonra da ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkıda bulunmak gibi iki ayrı ve birbiriyle çelişen işlevi olduğunu ortaya koyar. Son zamanlarda, özellikle eğitimin söz konusu iki işlevi bağlamında yapılan eleştirel çalışmaların temel tezi, okul eğiti­minin egemen sınıflar tarafından saptanmış olan toplumsal ve kültürel koşulların yeni­den üretilmesine yardımcı olduğu, ve yine eğitimin hakim kültürün kurumsallaşmasına ve toplumsal tabakalaşmanın pekişmesinde önemli bir rol oynadığıdır.

Klasik sosyolojik kavram ve yaklaşımların karşılıklarının eğitim alanında aranmasının yanında eğitim sosyolojisi, alanda çeşitleri süreçleri, rejimleri, teorileri kendi içerisinde inceler ve analiz eder. Yapısalcı model gibi. Bir eğitim bilimcinin işi uygulamaya yönelik bir sistem ve proje ortaya koymaktır. Eğitim sosyolojisinin verileri eğitim bilimciye kaynak sağlarken aynı eğitimcinin ortaya koyduğu çalışmayı da inceleyen eğitim sosyolojisi bu çalışmanın sonuçlarını eğitimbilim tecrübesi içerisindeki konumunu ortaya koyar. Eğitimbilim’in öncesinde de analizinde de eğitim sosyolojisi vardır.

Posted by admin in Uncategorized

Huzurkent

July 27, 2008 11:50 pm

Huzurkent, Tarsus’a 5 km, Mersin’e 25 km uzaklığında, 25.000 nüfuslu beldedir. Ahalisi genellikle tarımla geçimini sağlar. 1969 yılında kurulmuştur, 1970 yılında ise belediyelik olmuştur. Nüfusun çoğunluğu tarımla uğraşır.Kuzeyinde türkiyenin en büyük organize sanayi bölgeleriden birine sahiptir.Sahiliyle göz kamaştırır.huzurkent sahili şuan tam anlamıyla kaderine mahkum edilmiştir sahilde en son 2 sene önce kumdan heykeller yapılmıştı huzurkent ana mahalleler olarak bahşiş kulak ve köselerli diye 3 e ayrılmaktadır fakat devletin yaptığı yatırımlar sayesinde devamlı gelişerek adnan menderes ve gazi mahallesi oluştu halk hükümetin sel nedeniyle verdiği prefabrike evlerde oturmaktadır yeni yetişen gençlerin bir çoğu işsizdir

Posted by admin in Uncategorized

Bernardo Bertolucci

July 27, 2008 2:30 pm

Bernardo Bertolucci, (1941-…) İtalyan sinema yönetmeni, özellikle “Paris’te Son Tango” (Ultimo Tango a Parigi) isimli filmiyle ün yapmıştır.


Filmografi

  • La Commare secca, 1962 (Korkunç Orakçı)
  • Prima della rivoluzione, 1962 (Devrimden Önce)
  • Il Canale, 1966
  • Partner, 1968
  • Amore e rabbia, 1969
  • La Strategia del ragno, 1970 (Örümceğin Stratejisi)
  • Il Conformista, 1971 (Konformist)
  • Ultimo tango a Parigi, 1973 (Paris’te Son Tango)
  • 1900, 1976 (Bin Dokuz Yüz)
  • La Luna, 1979 (Ay)
  • La Tragedia di un uomo ridicolo, 1982
  • L’Ultimo Imperatore, 1987 (Son İmparator)
  • The Sheltering Sky, 1990 (Çölde Çay)
  • Il piccolo Buddha, 1993 (Küçük Buda)
  • Io ballo da sola, 1996 (Çalınmış Güzellik)
  • L’Assedio, 1998 (Teslimiyet)
  • , 2002
  • I Sognatori, (Düşler, Tutkular & Suçlar)2003
Posted by admin in Uncategorized

Amazonlar

July 26, 2008 10:40 pm

Karadeniz kıyısına yakın bir yerde yaşamış ve savaşçı olan kadınlardır.Aralarında hiç erkek bulunmayan bu kadınlar kendilerine ait bir devlet kurmuşlar. Ata binip savaş aracı olarak ok kullanırladı.İyi ok atabilmek için ise tek göğüslerini keserlerdi. Thermodon(Terme Çayı) kıyısında Themikyra şehrinde yaşarlardı. Savaş Tanrıçası Athena’ya taparlardı.Yunan mitolojisinde Amazonların Truva Savaşı’na katıldığı söylenmektedir.Anlatılanlara göre Amazon kadınları Truva’nın yanında Yunanlılar’a karşı savaşmışlardır.Amazon kraliçesi Penthesileia savaş sırasında Aşil tarafından öldürülmüştür.Bu savaş hikayesi Aşil’in Penthesileia’nın ölmeden önce maskesini kaldırması ile bir aşk hikayesine dönüşmüştür.Penthesileia’nın güzelliğini gören Aşil ona anında aşık olmuştur. Heredot’a göre yenilen Amazonlar rehin olarak alınmış ve gemilerle taşınmaya başlamışlardır;ama Amazon kadınları bir isyan çıkartıp geminin kontrolünü ele geçirmişlerdir.Dalgalar ile sürüklenen gemi Karadeniz’in kuzey kıyılarına İskit yerleşim alanına varmıştır.Burada İskitler ile evlenen Amazonlar uysal İskit kadınları ile yaşamayı reddedip ayrı bir ulus yaratmışlardır.Geçim kaynağı hayvancılık ve tarım olan bu topluluğun torununlarının yerleşim yerini,Heredot bugünkü güney Rusya olarak tarif etmiştir.Günümüzde hala Amazonlar’ın Truva’da bulunduğuna dair arkeolojik bir kanıt yoktur.Buna karşın Rusya’da Amazonlar olabileceğine inanılan Pagan Rahibe mezarlarına rastlanmıştır.Bu kadın mezarlarında ok uçları bulunmasını yansıra kadınlar savaşçı pozisyonunda gömülmüştür. Mezarda bulunan kadın ile genetik araştırmalar sonucu akraba olduğu kanıtlanan Moğolistanın batı tarafında yaşayan sarı saçlı Moğol yüzlü bir kız çocuğu bulunmuştur. Ayrıca Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa ortalarına akınlar yapan Hun ordularının gerilerinde bıraktıkları ölüler arasında kadınların da olduğu bilinmektedir. Amazonların nerede yaşadığı kesin olarak bilinmese de araştırmalar ve söylentiler Güney Batı Rusya, Kafkaslar ve Karadeniz’in güney doğu kıyılarını işaret etmektedir.

Posted by admin in Uncategorized

Mehmet Nazif Tosun Bey

July 26, 2008 4:00 pm

Mehmet Nazif Tosun Bey, Kapıcıbaşı Halil Bey’in oğludur.
Sultan Abdülaziz döneminde berberbaşılık yapmış, Sultan tarafından kendisine “Tosun” ismi taltif edilmiştir. Nazif Tosun Bey ismi ile Meclis-i Vala azalığı ve Mabeynde görev yapmıştır. Bu sebeple Mabeynci Tosun Bey olarak da bilinir. Mithat Paşa ve arkadaşlarının Sultan Aziz’i tahttan uzaklaştırma niyetlerini Sultana haber verir. Ancak bu durum Sultan Aziz tarafından şüphe ile karşılanıp ihtimal verilmez ve kendisine Dolayoba’daki köşkünde dinlenmesi tavsiye edilerek Saray çevresinden ve resmi görevlerinden uzaklaştırılır. Mezarı Maçka’da, İTÜ Maden Fakültesi karşısındaki kabristandadır. Oğlu Ahmed İhya Tosun Bey’dir.


Soybilim

Benderli Ali Paşa’nın kardeşi Kapıcıbaşı Halil Bey’dir; oğlu Mehmet Nazif Tosun Bey‘dir; oğlu Ahmed İhya Tosun Bey’dir; oğlu Dt.Mustafa Tosun’dur; çocukları Betül (Ertem), Prof.Dr. Öztekin Tosun, Dürrüşahvar (Dinçer) ve Dt.Tolon Tosun’dur.

Posted by admin in Uncategorized

Salacıoğlu

July 26, 2008 4:45 am

Salacıoğlu (tam adı Salacıoğlu Mustafa Celveti veya Giritli Salacıoğlu Mustafa Celveti, bazen şeyh ünvanı ile de geçer) 18. yüzyılda Girit’te doğmuş ve yaşamış bir Türk tasavvuf şairidir. Salacızade ve Salacıdedeoğlu mahlaslarını da kullanmıştır. Bir divanı ve iki mesnevisi bulunmaktadır.

Hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir. Babası Şeyh Ahmed Efendi’nin ölüm yılı olan 1756′dan bir süre önce Hanya’da doğmuş, son şiirlerinin tarih düştüğü 1825′den bir süre sonra Kandiye’de ölmüştür. Çok seyahat ettiği, İstanbul’da Üsküdarlı Haşim Baba’nın meclisinde bulunduğu şiirlerinden bilinmektedir. Ebced hesabı ile yazılmış şiirleri de bulunmaktadır.


Bir şiiri

Girîdî Hanyavîyem ben Salacıoğlu’dur nâmım
Seyâhat ehliyem bir yerde yok temkîn ü ârâmım
Vücûdum Ka’besine bir erin avniyle yol buldum
Egerçi hacc-ı beyt etdim velî eskitdim ihrâmım
Şarâb-ı vahdetin yek cur’asın nûş eyledim bir dem
İçinde mest olup hâlâ o keyfiyyetle sersâmım
Kurulmuş bezm-i aşk câm-ı mahabbet devr eder bir bir
Demem gel iç bu demden sûfî yokdur sana ibrâmım
Ne tâ’at ne ibâdet kaldı oldum kâfir-i mutlak
O dostun aşkı yağma kıldı zühdüm dînim îmânım
Safâlar vaktidir arz-ı cemâl etdim dem-i nevrûz
Bi-hamdi’llâh irişdi izzet ü rif’atle bayrâmım


Kaynak

  • Kültür Bakanlığı İngilizce, Fransızca, Almanca
Posted by admin in Uncategorized

Linezolid

July 23, 2008 11:40 am

Linezolid, oksazolidinonlar grubunda klinik onay almış ilk antibakteriyel ajandır. Linezolid protein sentezini başlangıç aşamasında bloke ederek bakteriyostatik etki gösterir.

Linezolidin oral ve i.v. yolla kullanılabilen preparatları mevcuttur. Karaciğer ve böbrek yetersizliğinde doz ayarlanması gerekmez. Linezolid hemodiyalizle uzaklaştırılabildiğinden diyaliz sonrası uygulanmalıdır. Linezolid proteinlere düşük oranda bağlanır, kemiğe, alveoler hücrelere, pankreatik sekresyonlara tedavi edici düzeyde geçerken, BOS’a sadece menenjit durumunda yeterli düzeyde geçebilmektedir


Etki spektrumu ve klinik kullanımı

Linezolid birçok gram pozitif bakteriye etkili olmasının yanında esas olarak klinik öneme sahip MRSA, MSSA, vankomisine dirençli enterokok (VRE), Streptococcus pneumoniae ve diğer streptokok türlerine etkindir.

VRE’ye bağlı bakteriyemi, endokardit, intraabdominal enfeksiyonlar, osteomyelit ve menenjit tedavisinde önerilmektedir. Ayrıca glikopeptidleri tolere edemeyen hastaların MRSA enfeksiyonlarında da tercih edilir. MRSA’ya bağlı deri ve yumuşak doku enfeksiyonları ve ventilatör ilişkili pnömonilerinde kullanılabilir.


Yan etkileri

Linezolid bulantı, kusma ve ishal yakınmalarına sebep olabilir. Bunun yanında baş ağrısı, hipertansiyon, uyku bozuklukları, baş dönmesi gibi yan etkileri de mevcuttur. En önemli yan etkileri trombositopeni, aplazi ve pansitopeni gibi hematolojik yan etkileridir.

Posted by admin in Uncategorized

Huzurkent

July 22, 2008 9:30 pm

Huzurkent, Tarsus’a 5 km, Mersin’e 25 km uzaklığında, 25.000 nüfuslu beldedir. Ahalisi genellikle tarımla geçimini sağlar. 1969 yılında kurulmuştur, 1970 yılında ise belediyelik olmuştur. Nüfusun çoğunluğu tarımla uğraşır.Kuzeyinde türkiyenin en büyük organize sanayi bölgeleriden birine sahiptir.Sahiliyle göz kamaştırır.huzurkent sahili şuan tam anlamıyla kaderine mahkum edilmiştir sahilde en son 2 sene önce kumdan heykeller yapılmıştı huzurkent ana mahalleler olarak bahşiş kulak ve köselerli diye 3 e ayrılmaktadır fakat devletin yaptığı yatırımlar sayesinde devamlı gelişerek adnan menderes ve gazi mahallesi oluştu halk hükümetin sel nedeniyle verdiği prefabrike evlerde oturmaktadır yeni yetişen gençlerin bir çoğu işsizdir

Posted by admin in Uncategorized

Pınar

July 22, 2008 9:10 pm

Pınar, suyun çıktığı yer, su kaynağı anlamına gelen bir sözcüktür. Türkçe’de kadın adı olarak da kullanılır.


Kişiler

Pınar adını taşıyan bazı kişiler:


Besteciler

  • Selahattin Pınar


Sporcular

  • Pınar Saka


Yazarlar

  • Pınar Çekirge - Yazar
  • Pınar Kür - Yazar


Oyuncu, şarkıcı ve mankenler

  • Pınar Altuğ - Oyuncu, Manken
  • Pınar Aydın - Oyuncu
  • Pınar Aylin - Şarkıcı
  • Pınar Dilşeker - Şarkıcı
  • Pınar Eliçe - Şarkıcı
  • Pınar Günay - Şarkıcı
  • Pınar Korkut - Manken
  • Pınar Sağ - Şarkıcı
  • Pınar Tezcan - Manken
  • Pınar Tuncagil - Manken


Spor

  • Pınar Karşıyaka - Basketbol takımı


Yerleşim yerleri

  • Pınarhisar - Kırklareli ilinin bir ilçesi.
Posted by admin in Uncategorized

Annales

July 22, 2008 2:25 pm

Tarihin, alanlararası ve karşılaştırmalı çalışmayla yazılması, böylece, tarihin bir “bilim” olarak kabul edilmesi iddiasını taşıyan tarih okuludur. adını annales d’histoire économique et sociale adlı dergiden almıştır. diyebiliriz ki, yirminci yüzyılın ikinci çeyreği, çok önemli bir düşünsel dönüşümün müsebbibi; tarih yazımı anlayışını baştan başa yenileyen ya da şöyle söyleyelim, yeniden yenileyen; tarihin, alanlararası ve karşılaştırmalı çalışmayla yazılması, böylece, tarihin bir “bilim” olarak kabul edilmesi iddiasını taşıyan (tarihin bir bilim olarak kabulünün ilk çabalarını henüz 14. yüz yılda ibn-i haldun’un kaleme aldığı “mukaddime”de ve 18. yüz yılda vico’nun kaleme aldığı “yeni bir bilimin ilkeleri”nde görmekteyiz) iki fransız tarihçiye, marc bloch ve lucien febvre’ye tanıklık etmiştir. gelişlerinin; çağdaş iktisat tarihi ustalarından biri olarak anılan karl lamprecht’in “ortaklaşa tarih” çağrısı yapmasının ; otto hintze’nin: “biz sadece sıradağları ve dorukları değil, dağların eteklerini de; yalnızca yüzeyin derinliklerini de değil, bütün kıta kütlesini bilmek istiyoruz.” , demesinin ardına denk düşmesi rastlantı değildir. bloch ve febvre, her ikisi de dilbilimle, sözcüklerin kökenbilimiyle ilgilenmişlerdir. her ikisi de zihniyetler tarihinin ilk başyapıtlarından biri olan ve ilkel düşünüş ile çağcıl düşünüş arasındaki farkları koymaya çalışan lucien levy-bruhl’ün “ilkel zihniyet”ini okumuş ve ondan etkilenmişlerdir. onlara göre özellikle de zihniyet tarihçiliğinde edebiyat tarihin dışında bırakılamaz. edebi metinler , en azından yazılı belgeler kadar, hatta onlardan da fazla, tarihsel malzemelerdir. febvre, özellikle ruhbilimde freud’un reddi anlamına gelen (le roy ladurie’nin de dikkat çektiği gibi, freud’un insanlara uyguladığı ruhçözümsel yöntemlerin belgelere uygulanmasında tarihçiler zorlanırlar ) ortak ruhbilim’in (collective psychology) fikir babası charles blondel’den, yerbetimde ise, beşeri yerbetim’i (anthropo-geography) öneren ve nerede ise etkilemediği kimse kalmayan frederick ratzel’den ve fakat daha çok; “çevre alıkoymaktan ziyade olanak yaratır” diyerek ratzel’in belirlenimciliğini (determinism) kabul etmeyen vidal de la blanche’dan etkilenmiştir. bloch ise, tarihi, durkheimcı düşünüşün tarihe toplumsal bilimler içerisinde ancak uygun gördüğü izbe yerden çekip çıkarmaya ve durkheim toplumbilim’i nereye getirdi ise oraya getirmeye; tarihin meşruluğunu ispata çalıştığını; annales okul’un, bir anlamda durkheim okulu’na karşı duruş olduğunu söylemeye getirecek kadar durkheim’dan etkilenmiştir. bloch’un ayrıca, belleğin toplumsal çerçevesi üstüne maurice halbwachs’dan ve çelişkilerini aşmayı denediği 19. yüz yılın büyük tarihçileri fustel de coulanges ve seignobos’tan etkilendiğini de zikredelim.
kaba hatlarıyla vermeye çalıştığımız bu bilgi birikimiyle, marx’ın, weber’in, durkheim’ın geliştirdiği düşünsel aygıtları tarihe uyarlayacak olan bu iki tarihçi; 1921 yılında bloch, 1922 yılında febvre, belçikalı tarihçi henri pirenne’e birer mektup yazarak, ondan, yeni kuracakları derginin (journal) başına geçmesini rica ediyorlardı. pirenne, her iki fransız tarihçinin ortak talebine, destek sözü vererek ve fakat, ricalarını yerine getiremeyeceğini söyleyerek yanıt veriyordu. ilk mektubun üzerinden sekiz sene geçtikten sonra, 1929 yılında, bloch ve febvre, ortak kurucu müdürlük (directorship) görevlerini de üzerlerine alarak, daha sonra yirminci yüz yılın en büyük tarih okulu olacak annales okul’a da isim babası olacak olan annales d’histoire économique et sociale adını verdikleri dergiyi kurdular. başlangıcında iktisadi ve toplumsal tarih üzerine yoğunlaşan derginin, kuruluş amacı “marxçılığın dikkate çağırdığı, toplumların yaşamlarının üzün süre gölgede kalmış veçhelerine ışık tutmak” idi. bundan böyle annales’ın tarih anlayışı durmadan başlangıcındaki anlamının dışına taştı: mümkün olan bütün alanları (yerbilim, ruhbilim, edebiyat vb.) içeriğine taşıdı; tarih boyunca egemen olmuş “olayanlatıcı (vakanüvis) tarih yazımının” ve ondokuzuncu yüz yılın “olgucu ya da deneyci tarih anlayışının” , önce kurumsal, yapısal tarih; daha sonra kırsal, yerbilimsel, iklimsel tarih, hatta zihniyetler tarihi, nüfusbilim tarihi, ırkbilim tarihi gibi çeşitli yan dallarının katkılarıyla, “bütünsel tarih” anlayışına evrilmesine çalıştı.

ilk kurulduğunda, 1929 yılında, derginin adı “annales: d’histoire economique et sociale” (iktisadi ve toplumsal tarih yıllığı) idi. bunda öncelikle, iktisadi ve toplumsal tarihi çalışma alanı olarak seçen bloch’un tesirinin büyük olduğunu düşünüyorum. ayrıca, daha evvel belirttiğim üzre, kurucularının ilk meselesi, marx’ın, durkheim’ın ve weber’in savlarına karşıt sav geliştirebilmekti ki, bunu da ancak onların uğraşı alanlarında, yani iktisadi ve toplumsal tarih alanlarında, gerçekleştirebilirlerdi. derginin kuruşundan on yıl sonra alt başlığı d’histoire sociale olmuştur. 1942-44 yılları arasında başlığın kendisi de değişir ve “melanges d’histoire sociale” (toplumsal tarih çalışmaları) olur. 1944’te tekrar “annales: d’histoire sociale” olur ve nihayet 1946’dan itibaren dergi “annales: economies, societes, civilisations” (yıllıklar: ekonomiler, toplumlar, uygarlıklar) olur. dergi hala daha aynı adı taşımaktadır. yani, ii. dünya savaşı’ndaki değişikleri bir yana bırakacak olursak, dergi altbaşlığına yeni bir kavramı daha taşımıştır: “uygarlıklar”. bunun çok önemli bir dönüşümü imlediğini düşünüyorum. içsel ve dışsal sebepleri vardır bu dönüşümün. dışsal etmenler için söyleyebileceğim, ikinci dünya savaşı sonrasında bağımsızlıklarını kazanan ulusların (hindistan gibi, mesela) tarihi artık, onu başka bir “uygarlık” olarak konumlandırmadan yazılamazdı. içsel etmenler için söyleyebileceğim ise, braudel’den sonra annales okul mensuplarının “zihniyet tarihçiliği”ne git gide daha fazla itibar ettikleri gerçeğidir.

bu vesileyle annales okul mensuplarını şöyle derli toplu bir yazmak isterim.

birinci nesil:
(bkz: marc bloch)
(bkz: lucien febvre)

ikinci neslin belirleyici şahsiyeti:
(bkz: fernand braudel)

üçüncü neslin belirleyici şahsiyeti:
(bkz: emmanuel le roy ladurie)

[dört isim de, sırasıyla, derginin editörlüğünü ve bloch dışındaki üçü, muteber école pratique des hautes études vi. kısım başkanlığını yapmıştır]

abecesel sırayla veriyorum:

(bkz: maurice agulhon)
(bkz: philippe ariés)
(bkz: andré burguiére)
(bkz: roger chartier)
(bkz: pierre chaunu)
(bkz: georges duby)
(bkz: alphonse dupront)
(bkz: arlette farge)
(bkz: marc ferro)
(bkz: jean-louis flandrin)
(bkz: françois furet)
(bkz: pierre goubert)
(bkz: christiane klapisch)
(bkz: ernest labrousse)
(bkz: jacques le goff)
(bkz: robert mandrou)
(bkz: charles morazé)
(bkz: jacques revel)
(bkz: daniel roche)
(bkz: pierre vilar)
(bkz: michel vovelle)

[atladığım birileri yoktur umarım]

bunların dışında, (özellikle son dönemde) annales okulla pek içli dışlı olmuş birkaç meşhur saymak gerekirse,,
(rastgele, aklıma gelenleri sayıyorum):

(bkz: henri pirenne)
(bkz: claude lévi-strauss)
(bkz: witold kula)
(bkz: eric hobsbawm)
(bkz: rodney hilton)
(bkz: jean-pierre vernant)
(bkz: immanuel wallerstein)
(bkz: edward evans-pritchard)
(bkz: michel foucault)
(bkz: michel de certeau)
(bkz: pierre bourdieu)
(bkz: mircea eliade)
(bkz: georges dumézil)
(bkz: maurice halbwachs)

6. bu okulun turkiye deki ilk temsilcisi ömer lütfi barkandir. braudel turkiye ye geldiginde barkan ile yakinlik kurmus, barkanın calismalarinin dogu akdeniz konusunda ufuk acacagini soylemistir. bir diger önemli turk annales ci de halil inalcik hocadir. o da arsivlerden yola cirakarak sosyal tarih yaptigini soyler. fakat ne yazik ki, annales ekolü yahut da herhangi diger bir tarihsel ekol turkiye de tarih felsefesi ve tarih anlayislari hakkinda bir gelenek olusturamamistir. bu nokta da turk sosyolojisi (benzer sorunlarla malul olmasina ragmen) turk tarihciliginden teori ile olan iliskisi bakimindan kat be kat ustundur. tarihci arkadaslardan tarih, tarihcilik ve tarih felsefesi hakkında daha cok spekülasyon bekliyoruz.
(der weisse stern, 03.02.2006 15:43)

  1. 9065340
	 !?

7. annales tarihçileri olayların birbirinin peşisıra zincirlendiği ve grand narrative tarihçiliği, tekrarlanamayanı tarih olarak kabul eden tarihçiler, olay anlatıcıları, yeganenin tarihçileri gibi isimlerle anılabilecek tarihçi ve tarih anlayışından farklı olarak, bu olayların temellendiği bütünsel toplumsal dokuyu vurgulamışlar, toplumların tarihinin ancak yapılara inildikçe anlaşılabileceğini ispatlamışlardı.
ilk kuşak sonrası annales’cılar ise daha zor bir işe soyunmuşlar, zihni tasarımlar ile maddi yapılar arasındaki ilişkinin mekanizmalarını çözmeyi denemişlerdir. bu tarihçilerden biri olan georges duby bu konuda ” materyalizm ile idealizm ikileminin kaba yorumunun getirdiği cendereden kurtulmak gerek. ortaçağ’da yaşamış bir insanın yeryüzü ile ilgili tasarımlarını içeren bir şiirin taşıdığı bilgi değeri, bir şatonun kalıntılarının taşıdığı bilgi değerinden daha az değil. önemli olan ikisini de bütünsellik içine oturtmak, aynı yöntemin yorum süzgecinden geçirmek”in önemine değinerek “dertlerinin” ne olduğunu güzel açıklamıştır.

Posted by admin in Uncategorized

İlmed

July 22, 2008 7:00 am


İLMED

Açık

adı Marmara İletişim Mezunları Derneği’dir. 1983 yılında kuruldu. İlk adı Gazetecilik Yüksek Okulu Mezunlar Derneği’dir. Daha sonra derneğin adı Basın Yayın Mezunları Derneği (BAYMED)olarak değiştirilmiş, okul yüksek okuldan, fakülteyete dönüştürülünce dernek İLMED adını almıştır. İLMED’in medya, halkla ilişkiler, reklam, üniversite, sektörel yayıncılık alanlarında çok sayıda tanınmış üyesi vardır. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, 1972′de devletleştirilen Özel İstanbul Gazetecilik Yüksek Okulu’nun devamıdır.

Posted by admin in Uncategorized

Vbulletin

July 22, 2008 2:20 am

vBulletin ya da kısaca vB, İnternet üzerinde oldukça popüler olan PHP ve mySQL arabirimlerini kullanan bir forum betiğidir. Programcı grup 2000 yılında kurulmuştur. Bunun dışında ücretli bir yazılımdır. Jelsoft Enterprises Ltd. tarafından geliştirilip pazarlanır.


Dış bağlantılar

  • vBulletin Anasayfası
  • vBulletin Modifications
  • vBulletin Türkçe Destek
  • vBulletin Örnek Site 1
  • vBulletin Örnek Site 2
Posted by admin in Uncategorized

Hesiodos

July 18, 2008 11:05 pm

Yunan didaktik şiiririnin babası diye anılan ünlü ozan. M.Ö. 8. yüzyılda (700 yılı) dolaylarında yaşadığı düşünülmektedir. Yunan ilk çağının Homeros’tan sonraki en büyük epik ozanıdır. Eserlerinden 2 büyük epik bugüne ulaşabilmiştir. Bunlar; Tanrılar ile alâkalı mitler üzerine olan Teogoni (Tanrıların Doğuşu) ve çiftçi yaşamını anlatan İşler ve Günler’dir.

Yoksul bir çiftçinin oğludur. Aiolia’nın Kyme şehrinden,Yunanistan’da Boiotia’nın Askra şehrine göç etmiştir. Efsaneye göre, Helikon yamaçlarında koyun güderken musalar, yani ilham perileri ona şairlik bağışlamışlardır. Nerede öldüğü kesinlikle bilinmez.

Bugün, Yunan mitolojisi ve Yunan çiftlik hayatı üzerine bildiklerimizin çoğunu Hesiodos’a borçluyuz.


Eserleri


İşler ve Günler

Otantik bir şiir olan İşler ve Günler, genel anlamda çiftçi yaşamını anlatmaktadır. Eserde insanın beş çağı anlatılmaktadır. Eserde bazı nasihatlar da bulunmaktadır.


Teogoni (Tanrıların Doğuşu)

Genel kanı Teogoni`nin yazarının Hesiodos olduğu yönündedir, ancak bu kesin değildir. Üslup açısından İşler ve Günler`e yakındır. Konusu genel olarak evrenin, dünyanın ve Tanrıların kökeni, varoluşlarıdır.

Posted by admin in Uncategorized

Kodon

July 18, 2008 3:15 pm

Kodon bütün yaşayan canlıların genomları DNA’larında kaydedilmiştir (bazı virüslerin RNA temelli genomları vardır). Genomun bir protein ya da RNA molekülünün yapılması için gerekli şifreyi içeren kısımları gen olarak adlandırılır. Proteinlerin sentezlenmesi için gerekli olan kodu içeren genler üçer nükleotidden oluşan kodonlardan oluşmaktadırlar. Her bir kodon protein sentezlenişi esnasında belli bir aminoasitin kodunu içerir. Aşağıdaki tablo, hangi kodonların hangi aminoasitleri kodladıklarını göstermektedir.


RNA kodon tablosu

Bu tablo 64 kodonu ve her kodonun kodladığı aminoasitleri göstermektedir. Kodonların DNA’daki yönü: 5′→3′ şeklindedir.
2. baz
U C A G
1.
baz
U

UUU (Phe/F)Fenilalanin
UUC (Phe/F)Fenilalanin
UUA (Leu/L)Lösin
UUG (Leu/L)Lösin

UCU (Ser/S)Serin
UCC (Ser/S)Serin
UCA (Ser/S)Serin
UCG (Ser/S)Serin

UAU (Tyr/Y)Tirozin
UAC (Tyr/Y)Tirozin
UAA Ochre (Stop)
UAG Amber (Stop)

UGU (Cys/C)Sistein
UGC (Cys/C)Sistein
UGA Opal (Stop)
UGG (Trp/W)Triptofan

C

CUU (Leu/L)Lösin
CUC (Leu/L)Lösin
CUA (Leu/L)Lösin
CUG (Leu/L)Lösin

CCU (Pro/P)Prolin
CCC (Pro/P)Prolin
CCA (Pro/P)Prolin
CCG (Pro/P)Prolin

CAU (His/H)Histidin
CAC (His/H)Histidin
CAA (Gln/Q)Glutamin
CAG (Gln/Q)Glutamin

CGU (Arg/R)Arginin
CGC (Arg/R)Arginin
CGA (Arg/R)Arginin
CGG (Arg/R)Arginin

A

AUU (Ile/I)İzolösin
AUC (Ile/I)İzolösin
AUA (Ile/I)İzolösin
AUG (Met/M)Metiyonin, StartThe codon AUG both codes for methionine and serves as an initiation site: the first AUG in an mRNA’s coding region is where translation into protein begins.

ACU (Thr/T)Treonin
ACC (Thr/T)Treonin
ACA (Thr/T)Treonin
ACG (Thr/T)Treonin

AAU (Asn/N)Asparagin
AAC (Asn/N)Asparagin
AAA (Lys/K)Lizin
AAG (Lys/K)Lizin

AGU (Ser/S)Serin
AGC (Ser/S)Serin
AGA (Arg/R)Arginin
AGG (Arg/R)Arginin

G

GUU (Val/V)Valin
GUC (Val/V)Valin
GUA (Val/V)Valin
GUG (Val/V)Valin

GCU (Ala/A)Alanin
GCC (Ala/A)Alanin
GCA (Ala/A)Alanin
GCG (Ala/A)Alanin

GAU (Asp/D)Aspartik asit
GAC (Asp/D)Aspartik asidt
GAA (Glu/E)Glutamik asit
GAG (Glu/E)Glutamik asit

GGU (Gly/G)Glisin
GGC (Gly/G)Glisin
GGA (Gly/G)Glisin
GGG (Gly/G)Glisin

Ters tablo
Ala GCU, GCC, GCA, GCG Leu UUA, UUG, CUU, CUC, CUA,

CUG

Arg CGU, CGC, CGA, CGG, AGA,

AGG

Lys AAA, AAG
Asn AAU, AAC Met AUG
Asp GAU, GAC Phe UUU, UUC
Cys UGU, UGC Pro CCU, CCC, CCA, CCG
Gln CAA, CAG Ser UCU, UCC, UCA, UCG, AGU,

AGC

Glu GAA, GAG Thr ACU, ACC, ACA, ACG
Gly GGU, GGC, GGA, GGG Trp UGG
His CAU, CAC Tyr UAU, UAC
Ile AUU, AUC, AUA Val GUU, GUC, GUA, GUG
START AUG, GUG STOP UAG, UGA, UAA
Posted by admin in Uncategorized

Papirüs

July 17, 2008 7:30 am

Papirüs, Cyperaceae ailesinden bir su bitkisi ve eski çağlarda bu bitkinin gövdesinden hazırlanan yazı kağıdının adıdır.

Eski Mısırlıların yelken, bez, hasır ve yazı kağıdı olarak kullandıkları papirüs onlardan Yunanlılara daha sonra Romalılara intikal etti ve M.S. 3. yüzyılda yerini parşömen alıncaya dek kullanımı sürdürüldü.

Yunanca papiros kelimesi Kıptice’den ödünç alınmış ve neredeyse tüm batı dillerine girmiştir (İngilizce, Almanca, Fransızca Papyrus, Rusça папирус, İspanyolca, İtalyanca papiro)

İngilizce paper “kağıt” ve Türk argosunda “para” anlamına gelen “papel” kelimelerinin de orijini bu kelime olmalıdır.


Kaynakça

  • Özhan Öztürk (2005). Karadeniz: Ansiklopedik Sözlük. 2 Cilt. Heyamola Yayıncılık. İstanbul. ISBN 975-6121-00-9. İlgili maddeden yazarın izniyle aktarılmıştır.
Posted by admin in Uncategorized

Geleneksel oyunlar

July 16, 2008 7:35 pm

Geleneksel oyunlar, halk kültürü içinde kendine yer bulmuş, özellik arzeden ve eğlence imkanının kısıtlı olduğu dönemlerde topluca oynanan, hiciv, zeka, hareket kabiliyeti gibi özellikleri barındıran etkinliklerdir.

Körebe, çelik, çelik-çomak, gömme çelik, kemik, saklambaç, kazık, dokuz kiremit, beş taş, dokuz taş gibi eğlenceye yönelik oyunlar, zekaya dayalı dokuz korgol veya dokuz kumalak gibi oyunların yanında orta oyunu tarzında düğün ve diğer özel gecelerde oynanan seyirlik oyunlar da bu kapsama girer.

Posted by admin in Uncategorized

Kurtpınar, Ceyhan

July 16, 2008 9:10 am

Kurtpınar Adana ili Ceyhan ilçesi’ne bağlı bir kasabadır. Ceyhan’a uzaklığı 23 km.dir.

Kurtpınar, Karatepe ve İncirli köylerinin birleştirilmesi ile kasaba olmuştur. Kuzey doğusu ve doğusunda Sarımazı kasabası, batısı Kurtkulağı kasabası, güneyinde ise incirli mahallesi bulunmaktadır ayrıca bu mahallede güzel bir plaj vardır.

Nüfusu geçimini genelde çiftçilik yaparak sağlar.Kurtpınar Merkez mahallesi halkı Muhacir ve yörüktür. Karatepe İncirli mahallesi halkı yörük olması dolayısı ile hayvancılık yapmaktadır. ayrıca dogusunda TOROS GÜBRE FABRİKASI VE SERBEST BÖLGE BULUNMAKTADIR.GÜNEY BATISINDA İSE BOTAŞ GENEL MÜDÜRLÜGÜ PETROL TESİSLERİ VARDIR

Posted by admin in Uncategorized

Loebner Ödülleri

July 14, 2008 1:35 am

Hugh Loebner ( doğum: 1941 ) tarafından finanse edilen Loebner Ödülleri, her yıl Yapay zeka diyalog sistemi yazılımları arasında paylaştırılmaktadır.Bu yarışma Turing testi kriterleri dikkate alınarak aslına uygun bir şekilde yapılmaktadır.


Ödüller

Her Yıl verilen Ödüller:

  • 3.lük Ödülü 5,000 $
  • 2.lik Ödülü 25,000 $
  • 1.lik Ödülü 100,000 $

Dr. Hugh Loebner yarışmaya katılan çalışmaları Cambridge Davranış çalışmaları merkezi ile birlikte değerlendirmektedir.


Kazananlar

Yıl Kazanan
2005 Rollo Carpenter
2004 Richard Wallace
2003 Juergen Pirner
2002 Kevin Copple
2001 Richard Wallace
2000 Richard Wallace
1999 Robby Garner
1998 Robby Garner
1997 David Levy
1996 Jason Hutchens
1995 Joseph Weintraub
1994 Thomas Whalen
1993 Joseph Weintraub
1992 Joseph Weintraub
1991 Joseph Weintraub


Dış bağlantılar

  • Loebner Ödülleri Resmi Sitesi
  • Loebner Ödülleri 2003 Web Sitesi
  • Loebner Ödülleri 2004 Web Sitesi
Posted by admin in Uncategorized

Yüz

July 13, 2008 10:00 am

  • Yüz - organ
  • Yüz - sayı
  • Yüz - yüzey, satıh ( Suyun yüzü )
  • Yüz - kesici araçlarda ağız ( Bıçağın keskin yüzü )
  • Yüz - kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü
  • Yüz - yorgana ve yastığa geçirilen kılıf
  • Yüz - nedeniyle, sebebiyle ( Bu yüzden )
  • Yüz - bir yapının veya eşyanın dışa bakan düşey yüzeylerinin her birihttp://www.tdk.gov.tr
  • Yüzmek fiilinin ikinci tekil şahıs emir kipi
    • Suda kollarını ve bacaklarını kullanarak ilerle
    • Bir hayvanın derisini sıyır


Kaynakça

Posted by admin in Uncategorized

Mustafa Oğuz

July 12, 2008 4:25 pm

Mustafa Oğuz (d. 1969, Limonlu, Erdemli), Türk şair ve yazar.

9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu. Fakülte yıllarında arkadaşlarıyla birlikte Kırkikindi Dergisini çıkardı. İlkyazı ve şiirleri bu dergide yayınlandı. Yurtiçinde ve dışında eğitimci olarak görev yaptı. 2002’de Gonca dergisi yayın ekibine katıldı ve editör olarak görev yaptı. Yitik Düşler dergisi ekibinde yer aldı. Yazı ve şiirleri, Zaman Gazetesi ile Kitap Zamanı, Hece, Yedi iklim, Dergâh, Kayıtlar, Kırkikindi, İkindiyazıları, Kardelen, Lamure, Ardıç, Ayvakti, Dergibi, Martı, Bir Nokta, Kitap Postası, Yağmur, Sühan, Gonca, Ailem ve Yitik Düşler dergilerinde yayınlandı.


Yayınlanmış eserleri

  • Gül Çağıran Çocuk, Kardelen Yay. İst. 1991
  • Şehrin Hâkimi, Gül Saati Yay. İst. 1992
  • Gül Şehir, Gonca Yay. İst. 2003
  • Ramazan Çiçeği, Gonca Yay. İst. 2004
  • Cennetlik Anne, Gonca Yay. İst. 2005
  • Aynalar ve Renkler, Kaynak Kitaplığı, İst. 2005
  • Hicret Resimleri, Kaynak Yayınları, İst. 2006
  • Rahmet ve Esenlik Irmağı, Kaynak Yayınları, İst. 2006
  • Bir Oruç Tuttum – Ramazan Günlüğü – Salıncak Yayınları, İst. 2006
Posted by admin in Uncategorized

İngilizce

July 12, 2008 9:05 am

İngilizce, Birleşik Krallık kökenli bir dil olup Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada gibi birçok ülkede ana dil olarak kullanılmaktadır.


İngilizce’nin Tarihi

İngilizce, Cermen kökenli bir dil olup Kavimler Göçüyle yer değiştirmiş Cermen kavimlerinin Britanya adalarında yaşayan Keltleri sürerek adaya ve adalara getirdirleri dildir. Adını Angıllar ve Saksonlar’dan almıştır. Bu kavimler dillerine “englic” demişlerdir. Dilin kökeni bugünkü kuzey Hollanda’da yer alan Frizya’da yaşayan insanların dili olan Frizce’dir. Roma İmparatorluğu döneminde Britanya adalarına gönderilen rahipler buraya din dili olan Latince’yi getirmiş ve Latince’nin etkisi baş göstermiştir. Daha sonra Kuzey’den gelen Viking istilaları ile “Norman French” denilen dil ile karışmıştır. Yönetici sınıf bu Fransızca’yı konuşurken köylü sınıfı olarak kabul edilen halk “Old English” yani Eski İngilizce’yi konuşmaktaydı. 1066′da Hastings Savaşı ‘yla Fatih William adaları ele geçirirek uzun yıllar Fransızca’nın yerleşmesine sebep olmuştur. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nde, Birleşik Krallık’ta, Avustralya’da, Kanada’da, Güney Asya’nın bir bölümünde, Mısır’da ve Afrika’nın belirli kesimlerinde anadil ya da ikinci dil olarak konuşulmaktadır.

İngilizce, Çince ve İspanyolca’dan sonra ana dil olarak dünyanın en çok konuşulan üçüncü dilidir.


Türkiye’de İngilizce

Türkiye’de uzun yıllar yabancı dil olarak öğretilen İngilizce bu görevine devam etmektedir. Türkiye’de İngilizce öğretimi Fransızca’nın etkisini kaybetmeye başladığı dönemde atılım yapmıştır. Bir zamanların soylular dili olan Fransızca önemini yitirmiş ve II.Dünya Savaşı sonrası artan Amerikan etkisiyle İngilizce Türkiye’de ve dünyada önem kazanmıştır. 8 yıllık ilköğretim yasasından sonra İngilizce ilköğretim 4. sınıflara kadar çekilmiştir.Genel liselerin 4 yıla çıkmasıyla beraber hazırlık sınıfı kavramı ortadan kalkmış İngilizce derslerinin haftalık ders saati artmış bulunmaktadır. Pekçok üniversite liselerde hazırlık sınıfı okunmuş bile olsa öğrencilerini bir yeterlilik sınavından geçirerek İngilizce seviyelerini ölçmektedir. Ön koşullara uymayan öğrenciler bir yıl süreyle hazırlık sınıfında yoğun İngilizce programlarıyla yeterli seviyeye getirilirler. İngilizce öğretmenliği programlarında da bu yeterlilik sistemi uygulanmaktadır. İngilizce öğretmenliği programları hazırlık sınıfı dahil edildiğinde 5 yıl, 10 yarıyıldan oluşmaktadır. Yeterlilik sınavını veren öğrenciler 8 yarıyıl boyunca İngilizce okuma ve konuşma becerileri, İngilizce dil bilgisi, yazma becerileri, ve bu becerileri öğretme yüntemleriyle ilgili dersler aldıkları gibi İngiliz edebiyatı, Amerikan edebiyatı ve İngiliz dilinin tarihi ve yapısıyla ilgili yoğun olmayan dersler alırlar.

  • Baklava: “baklavah” olarak geçmiştir
  • Boş: “Bosh” olarak geçmiştir
  • Briç(iskambil oyunu): “Bridge” bir hipoteze göre bir üç (”one three”)
  • Kazak: “Cossack” ( kazak erkek olarak kullanımı)
  • Dolma: aynı kalmıştır.
  • Döner: “Doner” olarak geçmiştir
  • Efendi : Effendi
  • Ordu : “Horde” olarak geçmiştir aslında horde kelimesi kalabalık anlamına gelmektedir
  • Yeniçeri: Janissary
  • Kebap: Kebab
  • Han: Khan
  • Köşk: “Kiosk” olarak geçtiği söylense de kelime aslında almanca’da büfe anlamına ;gelmektedir
  • Kısmet: Kismet
  • Kımız: Lackey, Koumiss
  • Paşa: Pasha
  • Şiş: Shish
  • Sultan
  • Tavla
  • Lale: Tulip olarak tülbent kelimesinden geçtiği söylenmektedir
  • Turkuaz: Turquoise
  • Yurt
  • Yoğurt: Yoghurt
  • Bulgur: Bulghur
  • Pazar: Bazaar olarak geçmiştir.
  • Türkçe: Turkish
  • Türkiye:Turkey


İngilizce - Türkçe Dilleri karşılaştırması

  • İngilizce’de özne kullanımı her cümlede gerekli iken Türkçe’de sadece fiil kullanmak yeterlidir.
  • İngilizce mantığına göre zaman gider, Türkçe mantığında ise insan gider.
  • Türkçe’de 5 ana zaman fiili varken, İngilizce’de 12 zaman fiili vardır.
  • Türkçe’de cümleler özne-nesne-yüklem şeklinde sıralanırken İngilizce’de özne-yüklem-nesne şeklinde sıralanır.
  • İngilizce’de “prepositions” kelimelerden ayrı yazılırken; Türkçe’deki karşılığıyla edatlar, eklendikleri kelimelerle birleşik yazılır.
  • Türkçe, yazıldığı gibi okunan bir dildir (her ne kadar inceltme işaretinin kaldırılması,sözcüklerin zamanla söyleyişte uğradıkları değişikliklerden doğan birtakım farklılıklar olsa dahi); İngilizce ise yazıldığından farklı okunan bir fonetik yapıya sahiptir.


Bakınız

  • Cermen dilleri


Dış bağlantılar

* Bedava İngilizce Öğren

[[got:

Posted by admin in Uncategorized

James K. Polk

July 11, 2008 6:25 am

James Knox Polk (d. 2 Kasım 1795 Pineville, Kuzey Karolina; ö. 15 Hazıran 1849 Nashville, Tennessee) 11. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı (1845–1849)’dır. Bundan önce de 11. Tennessee Eyalet Valisi ve 17. Temsilciler Meclisi Başkanı (Speaker of the House of Representatives) idi.

Polk, dış politikada kaydettiği başarıları – özellikle Meksika-Amerika Savaşı’nda başarılı liderligi – için meşhurdur. Gümrük tariflerini azaltıp 1913 yılına kadar uygulamada bulunmuş olan yeni bir mali sistemini kurmuştur. Amerika Birleşik Devletleri başkanı olarak yeniden seçilmekten vazgeçip sadece bir görev döneminden sonra istifa eden ilk ABD başkanıydı. Başkanlığından sadece üç ay sonra vefat etmiştir.

Demokratik Parti üyesi olarak ülkenin coğrafî yayılmasına (Manifest Destiny) arka çıkıp, Whig partisinin itirazlarına karşı çıkarak ABD’nin bütün tarihinde en büyük genişlemesini gerçekleştirmiştir. ABD’ye bugünkü Oregon, Washington ve Idaho eyaletlerini kapsayan Oregon Territory ‘yi temin edip Meksikan-Amerikan Savaşı’nı bitiren Guadalupe Hidalgo Antlaşması’yla 3,1 milyon kilometre kare toprak daha edindi. 1846 yılında, Whig’lerin 1842 tarihli Black Tariff ‘i iptal eden Walker Tariff ‘i imza ederek 1861′e kadar süren neredeyse tamamen özgür ticaretin bir süresine yol açtı. Polk’un görev süresine United States Naval Academy ile Smithsonian Institution’ın kurulmasının yanında Washington Monument’in inşa edilmesi ve ABD’nin ilk posta pulunun kullanması rastlamıştır.

Posted by admin in Uncategorized

Gay-Lussac yasası

July 8, 2008 5:25 am

Gay-Lussac yasası (toplam hacim yasası olarak da bilinir), Fransız kimyager Joseph Louis Gay-Lussac’ın adıyla anılır. Gay-Lussac’a mal edilen, iki tane gaz yasası vardır. İkisi de aynı isimle anılırlar.

Gay-Lussac yasasına göre, bir ideal gazın toplam hacminin, hacimlerinin çarpımına oranı küçük tam sayılar halinde gösterilebilir. Bunu, Gay-Lussac 1809′da bulmuştur. 1811′de ise Amedeo Avogadro, bu bulguları kullanarak Avogadro yasasını yaratmıştır.

1802′de bulunan diğer yasa ise belirli bir miktardaki ideal gazın basıncının, kelvin birimiyle belirtilmiş sıcaklığına doğru orantılı olduğunu belirtir. Matematiksel olarak, bu aşağıdaki gibi gösterilebilir:

<math>\frac{P}{T}=k</math>
  • P paskal olarak basınç,
  • k gaz sabiti (8.3145 J/(mol K)),
  • T de Kelvin olarak sıcaklıktır.

Sıcaklık, bir maddenin ortalama kinetik enerjisi olduğu için sıcaklığının arttığında kinetik enerjisinin de arttığı söylenilebilir. Bu durumda, gaz parçacıkları, gazın tutulduğu kabın duvarlarıyla daha çok çarpışacağından, daha çok basınç uygularlar.

Aynı maddenin farklı durumlardaki hallerini karşılaştırmak için, yasa şu şekilde de yazılabilir:

<math>\frac{P_1}{T_1}=\frac{P_2}{T_2} \qquad \mathrm{ya da} \qquad {P_1}{T_2}={P_2}{T_1}</math>

Charles yasası, aynı zamanda Charles ve Gay-Lussac yasası olarak da bilinir, çünkü Charles, Gay-Lussac’ın sonuçlarını kullanarak yasayı bulmuştur. Ancak yakın zamanlarda, Gay-Lussac’ın burdaki yasaya adını verdiğinden kullanımı azalmıştır.

Gay-Lussac yasası, Boyle yasası ve Charles yasası, birlikte toplam gaz yasası’nı ortaya çıkarırlar. Bu yasaya bir de Avogadro yasası’nın eklenmesi, ideal gaz yasasını ortaya çıkarır.

Posted by admin in Uncategorized

Indiaca

July 5, 2008 2:25 am

Indiaca, köklerini Güney Amerika’dan alan, ağ ile ayrılmış bir kortta iki takım tarafından oynanan bir spordur. Oyun için özel bir Indiaca topu kullanılır. Amaç, topu diğer takımın sahasına yollamak ve kendi sahasına düşmesini engellemektir. Bir takım, diğer tarafa yollayana kadar topa üç defa vurma hakkına sahiptir. Topa sahip takım servis ile topu diğer takımın sahasına atarak oyuna başlar. Top yere veya kolun dirseğe kadar olan bölümüne değerse, dışarı çıkarsa veya diğer tarafa gönderilemezse tur biter. Turu kazanan takım bir puan ve servis hakkını kazanır.


Dış bağlantılar

  • Indiaca Birliği’nin resmi sitesi
  • Almanya Indiaca resmi sitesi
  • Lüksemburg Indiaca Federasyonu
  • Indiaca
  • İsviçre Federasyonu
Posted by admin in Uncategorized

Cilt

July 4, 2008 5:55 pm

Arapça “Cild”‘den gelen bir sözcüktür.

  • Cilt (Organ) , Ten ya da deri.
  • Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergine geçirilen deri, bez veya kağıtla kaplı kapak.
  • Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri.
Posted by admin in Uncategorized

Tröst

July 2, 2008 1:20 am

Tröst, bir sanayi dalının, bir ortaklar grubunun eline geçmesiyle gerçekleşen tekelciliğin gelişmiş bir biçimi. Serbest rekabete dayanan anamalcılık bu rekabetin sonucunda tekelciliğe dönüşmüştür. Tekeller de birbirleriyle rekabet etmek yüzünden kardan zarar eden dev işletmeler birleşerek fiyatları diledikleri çizgide tutmak ve daha çok kar etmek yolunu seçmişlerdir.

Tröst tekelciliğin en gelişmiş biçimlerinden biridir. Tröstün daha etkili ve
güçlü biçimi konsorsiyumdur

Posted by admin in Uncategorized

Gabriel Noradunkyan

June 29, 2008 1:45 pm

Gabriel (Kapriel) Efendi Noradunkyan (1852 İstanbul - 1936 Paris), uzun yıllar Hariciye Nezareti (Dışişleri Bakanlığı) hukuk müşavirliği ve 1912-1913′te 6 ay süreyle Dışişleri Bakanlığı yapan Ermeni asıllı Osmanlı diplomat ve devlet adamı.


Yaşamı

100 yılı aşkın süreyle Ekmekçibaşı ünvanını taşıyan İstanbullu tanınmış Noradunkyan ailesinin soyundandır. 1807 Yeniçeri ayaklanmasında yeniçeriler tarafından öldürülen Tophane Ekmekçibaşısı Harutyun Amira Noradunkyan’ın torunudur.

1852′de İstanbul’da doğdu. Saint Joseph Lisesi’ni bitirdikten sonra Paris’te hukuk ve siyaset bilimi okudu. Öğrencilik yıllarında Paris’teki Osmanlı Büyükelçiliği’nde çalıştıktan sonra Bâbıâli’de divan kâtipliği yaptı ve Dışişleri Bakanlığı’na geçti.

  • 1877′deki Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında sınır komisyonlarında çalıştı.
  • 1881′de Karadağ’a konsolosluk sekreteri olarak gönderildi.
  • 1883′ten Hariciye Nezareti hukuk müşavirliğine atandı. 29 yıl boyunca bu görevde kaldı. Bu yıllar içerisinde dört ciltlik bir seri hâlinde yayınladığı Osmanlı Devleti’nin uluslararası anlaşmaları, araştırmacılar tarafından bugün de kullanılan bir başvuru kaynağıdır.
  • İkinci Meşrutiyet’in ilanından sonra Aralık 1908′de Meclis-i Ayan (senato) üyeliğine atandı.
  • 22 Temmuz 1912′de kurulan Ahmet Muhtar Paşa hükümetinde (Büyük Kabine) Hariciye Nazırlığına getirildi. İki ay sonra çıkan Balkan Savaşı’nın diplomatik cephesini yönetti. 29 Ekim 1912′de kurulan Kâmil Paşa hükümetinde de aynı görevde kaldı. 23 Ocak 1913′te Babıali Baskını ile hükümetin devrilmesi üzerine görevden ayrıldı.
  • 1913′te kurulan İttihat ve Terakki diktatörlüğü döneminde Balkan Savaşları’ndaki rolü nedeniyle eleştirilere maruz kalınca Türkiye’den ayrılıp Paris’e yerleşti.

Lozan görüşmeleri sırasında Ermeni haklarını gündeme getiren “Ermeni Ulusal Heyeti”nin liderlerindendi. Lozan sonrasında siyaseti bırakarak 1936′da Paris’teki ölümüne kadar Ermeni Hayırseverler Birliği ile Ermeni Yardım Fonu’nun fahri başkanlığını yaptı.

Noradunkyan Efendi Osmanlı Devleti’nde bakanlık yapan 13′üncü ve Hariciye Nazırlığı (Dışişleri Bakanlığı) görevinde bulunan üçüncü ve son gayrımüslimdir. (Önceki Hariciye Nazırları Aleksandr Karatodori Paşa, 1878-79, ve Sava Paşa, 1879-80.)


Kaynakça

  • Biyografi ve hatırat (Fransızca)
  • Murat Bardakçı
Posted by admin in Uncategorized

Degaj

June 28, 2008 10:30 am

Degaj, futbolda kalecinin rakip ceza sahasına topu atmak üzere önce havaya atıp sonra ayağının üstüyle vole vurur gibi vurmasına denir.

Aut atışı ile karıştırılmamalıdır. Aut atışında top yere konur, gerilinir ve şut çekilir. Degaj farklıdır. Hatta kaleciler degaj çekerken rakip oyuncu rahatsız ederse, topu 3 kere yere vurmak kaydıyla, rakip oyuncunun açılması sağlanır. Taciz devam ederse faul olur.

Posted by admin in Uncategorized

Gençlik Tiyatroları Oluşumu

June 28, 2008 9:10 am

GENÇLİK TİYATROLARI OLUŞUMU, Lise ve Üniversitelerde okumakta olan, ancak tiyatro grupları, kolları ya da birimleri olan kulüplerin üyelerine dönük, karşılıksız ve ücretsiz eğitimsel tiyatro hizmeti sunan bir sivil toplum gönüllüsü harekettir.
Kurucu üyeliğini Ertuğrul Timur, Adnan Tönel ve Eda Atalay ‘ın başlattığı Oluşuma İstanbul ve çevre illerden lise ve dengi okullar ve üniversiteler üye bulunmakta. [1]

Posted by admin in Uncategorized

Çevbir

June 27, 2008 10:15 pm

Çevbir (tam adı: Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği), Türkiye’deki kitap çevirmenlerinin meslek birliğidir. Uzun bir çalışma döneminin ardından Mayıs 2006 tarihinde kurulmuştur.


Tarihçe

Kitap Çevirmenleri Meslek Birliği’nin kısa adı olan ÇEVBİR’in temelleri 2003 yılının temmuz ayında kurulan ve meslek içi dayanışma ve fikir/bilgi alışverişini amaçlayan e-posta grubu Kitap Çevirmenleri Girişimi ile atıldı. Grup üyeleri bu ad altında, bir 10. yüzyıl Japon klasiği olan Yastıkname’yi (Metis Yayınları tarafından yayınlandı) 83 çevirmenin katıldığı bir ortak çeviriyle hazırladı. Üye sayısındaki artış ve çevirmen hakları için mücadelenin kurumsal bir kimlik gerektirmesi, girişimi 2006 yılının mayıs ayında bir meslek birliği kurmaya itti. ÇEVBİR ilk genel kurulunu aynı yılın ekim ayında gerçekleştirdi. İlk çalışmalarından biri sekiz meslek örgütüyle beraber Çevirmenler Yargılanmasın başlığı altında bir kampanya başlattı.


Amacı

Birlik, öncelikli amacını kitap çevirmenliğinin bir meslek olarak tanınması ve kitap çevirmenlerinin çalışma koşullarının düzeltilmesi olarak tarif eder. Çevirmenlerin haklarının korunması, genç çevirmenleri bilgilendirilmesi, Türkiye’deki çeviri kalitesinin yükseltilmesi, yayıncılık piyasasında belli etik ilkelerin yerleştirilmesi ve yurtdışındaki çevirmen örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi de meslek birliğinin amaçları arasında yer alır.


Yapısı

ÇEVBİR, Kültür Bakanlığı’nın, meslek birlikleri için şart koştuğu dört kuruldan ve ihtiyaçları doğrultusunda oluşturduğu alt kurullardan meydana gelir.


Kurullar

  • Yönetim kurulu
  • Denetleme kurulu
  • Teknik-Bilim kurulu
  • Haysiyet kurulu


Alt kurullar

  • İfade özgürlüğü kurulu
  • Basın yayın kurulu
  • Dış ilişkiler kurulu
  • İntihal kurulu
  • Yayınevleriyle ilişkiler kurulu
  • Atolye kurulu
  • Web sitesi kurulu
  • Akademik kurul


Üyeler

ÇEVBİR’in halihazırda 148 üyesi var. Üyeler, meslek birliğine üyeliklerini belgeleyebilmek amacıyla birer kimlik kartıyla donatılmıştır. Üyelik koşulları için aşağıdaki bağlantı kullanılabilir.


Dış Bağlantılar

ÇEVBİR anasayfası: [1]
Üyelik koşulları: [2]
Çevirmenler Yargılanmasın kampanyası: [3]

Posted by admin in Uncategorized

Babsk

June 25, 2008 12:00 pm

Babsk - Polonya’nın güneyinde ve Łódź Voyvodası’nın.
2006 sayımlarına göre köy nüfusu 690 dir.

  • posta kodu 96-205
  • alan kodu +48 46


websitesi

  • Babsk


Localización

  • Babsk
Posted by admin in Uncategorized

Düşünen Adam (Dergi)

June 22, 2008 6:50 am

Düşünen Adam, haftalık siyasi dergi. 03.Ocak 1961 tarihinde İstanbul’da Gökhan Evliyaoğlu tarafından kuruldu. Ord.Prof Dr. Ali Fuat Başgil, Gökhan Evliyaoğlu, Galip Erdem, Yücel Hacaloğlu, Kamil Turan gibi imzaların yer aldığı Düşünen Adam dergisi, o tarihlerde Yeni İstanbul gazetesini yayınlayan kadro tarafından destekleniyor, ayni okuyucu kitlesine hitap ediyordu.

“Düşünen Adam” halen Gökhan Evliyaoğlu tarafından elektronik olarak yayınını sürdürüyor.


Dış bağlantılar

  • Düşünen Adam (çevrimiçi).
Posted by admin in Uncategorized

Gülen Karaman

June 21, 2008 8:35 pm

Gülen Karaman Türk oyuncu

Bazı reklam filmlerinde seslendirme de yapar. Birçok dizide görev almıştır. Onlardan biri de şu anda oynadığı Kavak Yelleri’dir. Kavak Yelleri’nde Deniz’in annesidir. Dizilerinden bazıları:

Posted by admin in Uncategorized

Ziyafet

June 21, 2008 5:55 am

Ziyafet eğlenmek ve bir olayı kutlamak için pek çok kişinin bir araya gelerek yediği yemeğe verilen Arapça kökenli addır. Moğolcadan Türkçeye girmiş olan şölen ya da eski Türkçede kullanılan toy sözcüğü ile eşanlamlıdır. Genelde belirli bir olayı gerçekleştirmek ya da anmak için düzenlenir. Anadolu’da düğün, nişan, sünnet ve asker karşılama törenlerinin ardından yapılır.


Göz at

  • Festival
Posted by admin in Uncategorized

Nedret Güvenç

June 20, 2008 9:55 pm

Nedret Güvenç (d. 5 Eylül 1930, İzmir), Türk tiyatro sanatçısı ve sinema oyuncusu.

Ankara Devlet Konservatuvarı’nda şan ve piyano eğitim alan sanatçı, tiyatroya ağırlık vermeye karar verdi. 1948′de İzmir’de tiyatroya başlayan Güvenç, İzmir Şehir Tiyatroları 1950 yılında kapatılınca İstanbul’a taşındı ve İstanbul Şehir Tiyatroları’na katıldı. 1959-1960 yılları arasında Ankara Devlet Tiyatrosu’nda da konuk oyuncu olarak sahneye çıkan sanatçı, sonrasında tekrar İstanbul’a döndü. Sayısız tiyatro oyununda başrol oynayan Güvenç’in bu dalda pek çok ödülü vardır.

1974′te “En Büyük Kumar” ile yönetmenliğe başlayan sanatçı, 1995′te emekli olduğu İstanbul Şehir Tiyatroları’ndan sonra “Tiyatro İstanbul” bünyesine katılmıştır. Halen tiyatro çalışmalarına devam etmektedir. 1998 yılında Kültür Bakanlığı’nca verilen Devlet Sanatçısı unvanını almıştır.

Posted by admin in Uncategorized

Dopamin

June 17, 2008 11:05 pm

Dopamin, vücutta doğal olarak üretilen bir kimyasaldır. Beyinde, dopamin reseptörlerini aktive ederek nörotransmiter olarak görev yapar. Dopamin, ayrıca, hipotalamustan da salgılanır ve kana karışarak nörohormon görevi yapar. Nörohormon olarak görevi hipofizin ön lobundan prolaktin salgılanmasını baskılamaktır.

Sempatik sinir sistemindeki etkileri dolayısıyla ilaç olarak; kalp atışlarını hızlandırmak ve kan basıncını yükseltmek için kullanılır. Kan-beyin omurilik sıvısı bariyerini geçemediği için merkezi sinir sitemini doğrudan etkileyemez. Parkinson hastalarında ve Dopa-Duyarlı distoni hastalarında, beyindeki dopamin miktarını artırmak için, dopamin sentezinde öncü molekül görevi üstlenebilen L-DOPA molekülü kullanılır, zira L-DOPA kan-beyin bariyerini aşabililir.


Biyokimyası

Dopaminin kimyasal formülü (C6H3(OH)2-CH2-CH2-NH2) şeklindedir. Kimyasal adlandırması ise 4-(2-aminoetil)benzen-1,2-diol’dür ve “DA” şeklinde kısaltılır.

Biochemistry of Parkinson’s Disease

Posted by admin in Uncategorized

John Osborne

June 16, 2008 5:05 pm

John James Osborne (d. 12 Aralık 1929 - ö. 24 Aralık 1994) İngiliz oyun yazarı, senarist, ve politik aktivist. 1956 yılında yazdığı oyun Look Back in Anger ile etkileyici bir başarı elde etti ve İngiliz tiyatrosunda büyük bir değişim başlattı. 40 yıllık üretken yazarlık hayatında, Osborne birçok tema ve akımı denedi; sahne, televizyon ve film için yazdı. Kişisel hayatında gelenekçiliğe karşı ve savurgan biriydi. Özellikle kadınlara, kendi kızı da dahil, kötü davranmasıyla tanınırdı.


Eserleri

Eser Tür Gala/Tarih Notlar
The Devil Inside Tiyatro 1950 Stella Linden ile
The Great Bear Tiyatro 1951 İngiliz kafiyesiz vezniyle yazıldı, yapılmadı
Personal Enemy Tiyatro 1955 Anthony Creighton ile
Look Back in Anger Tiyatro 1956
The Entertainer Tiyatro 1957
Epitaph for George Dillon Tiyatro 1958Look Back in Anger’dan önce yazıldı ama Kraliyet Tiyatrosu’nda 2 yıl sonrasına kadar sahnelenmedi Anthony Creighton ile
The World Of Paul Slickey Tiyatro 1959 Palace Tiyatrosu’nda sahnelenen bu müzikal Osborne’un kendi yazdığı ama hiç sahnelenmeyen oyunundan uyarlandı. Bu oyunun adını An Artificial Comedy ya da Love in a Myth olarak düşünmüştü ve Look Back in Anger’ın 1955′te sahnelenmesini beklerken yazmıştı.
A Subject Of Scandal And Concern TV 1960
Luther Tiyatro 1961
Plays for England Tiyatro 1962
The Blood Of The Bambergs
Under Plain Cover
Tom Jones Senaryo 1963
Inadmissible Evidence Tiyatro 1964
A Patriot For Me Tiyatro 1965
A Bond Honoured Tiyatro 1966 Lope de Vega’nın La fianza satisfecha adlı eserinin tek perdelik uyarlaması
The Hotel In Amsterdam Tiyatro 1968
Time Present Tiyatro 1968
The Charge of the Light Brigade SenaryoYönetmen Tony Richardson ile aralarında geçen senaryo problemlerinden dolayı jenerikte ismi geçmedi. 1968
The Right Prospectus TV 1970
West Of Suez Tiyatro 1971
A Sense Of Detachment Tiyatro 1972
The Gift Of Friendship TV 1972
Hedda Gabler Tiyatro 1972 Henrik İbsen uyarlaması
A Place Calling Itself Rome Tiyatro (1973) Coriolanus uyarlaması, yapılmadı
Ms, Or Jill And Jack TV 1974
The End Of Me Old Cigar Tiyatro 1975
The Picture Of Dorian Gray Tiyatro 1975 Oscar Wilde uyarlaması
Almost A Vision TV 1976
Watch It Come Down Tiyatro 1976
Try A Little Tenderness Tiyatro (1978) yapılmadı
Very Like A Whale TV 1980
You’re Not Watching Me, Mummy TV 1980
A Better Class Of PersonOsborne’un otobiyografisinin ilk bölümünün film uyarlaması TV 1985
God Rot Tunbridge Wells TV 1985
The Father Tiyatro 1989 August Strindberg uyarlaması
Déjàvu Tiyatro 1992


Notlar

Posted by admin in Uncategorized

Dramaturg

June 16, 2008 1:20 pm

Dramaturji uzmanı kişilere Dramaturg denir.

Fransızca dramaturge sözcüğünden gelmektedir.

TDK’na göre; Oyun yazma ve yönetme kurallarını bilen, bir oyun yazılır veya sahnelenirken bu bilgisinden yararlanılan kimse, oyun yazarı, tiyatro yazarı şeklinde açıklanmaktadır.

Dramaturg’un görevi, oyunlaştırılmış olsun ya da olmasın, eserleri belirli ölçeklerdeki kalıplara sokarak bir tasarım yapmak, ışıktan sese, dekordan herhangi bir tirada kadar oyun içinde bütünlüğü sağlamaktır. Dramaturg, bunları yaparken yaratıcılığını kullanır. Dramaturji; rejiye, ve dramaturg’luk ta yönetmenliğe benzese de farklı şeylerdir.


Türkiye’deki bazı ünlü dramaturg’lar

  • Umur Bugay
  • Vasıf Öngören
  • Bilge Açıkgöz
  • Yıldırım Türker
  • Turgut Özakman
  • Ülkü Ayvaz
  • Gencay Gürün


Dış bağlantılar

  • İngiltere Dramaturg ağı
  • Amerika’nın Yazınsal yönetmen ve Dramaturgları
Posted by admin in Uncategorized

8 mm

June 16, 2008 11:50 am

8 mm, film şeridinin sekiz milimetre genişliğinde olduğu bir film formatıdır. İki temel biçimi vardır:

  • Normal/Standart 8 mm
  • Süper 8 mm.


Standart 8 mm

Standard 8 mm film formatı, Büyük Bunalım sırasında 16 mm’den daha ucuz bir amatör film formatı yaratmak amacıyla Eastman Kodak şirketi tarafından geliştirilmiş ve 1932 yılında piyasaya sürülmüştür. 8 mm film makaraları aslında 16 mm’lik film içerir, ancak bu filmin her iki kenarında 16 mm’de bulunanın iki katı daha fazla delik (perfore) vardır ve bir defada 16 mm’lik filmin 8 mm’lik tek bir yarısına çekim yapılır. Filmin ilk yarısı tamamen kullanıldığında, kamera açılıp film ters çevrilir (film deliklerinin tasarımı bunun doğru yapılmasını garantilemektedir) ve aynı filmin henüz üzerine çekim yapılmamış olan diğer yarısı kullanılır. Film yıkanacağı zaman, tek bir kenarında delikler olan iki adet 8 mm’lik film elde edilecek şekilde film ortadan ikiye ayrılır; böylece 8 mm’ye, 16 mm’ye sığdırılanın dört katı daha fazla film karesi sığdırılmaktadır. Bir yüze kayıt yapıldıktan sonra, diğer yüze kayıt yapılması için film makarası ters çevrildiğinden, bazen bu film formatına Çifte 8 mm de denmektedir. Standart 8 mm’nin boyutu 4.8mm x 3.5mm’dir ve 1m film 264 resim içerir. Tahmin edilebileceği üzere, çifte 8 mm ile saniyede 16 kare hızında çekim yapılır.

Olağan uzunluktaki film makaraları saniyede 12,15,16 ve 18 kare hızlarında 3-4.5 dakika kadar çekim yapılmasına izin vermektedir.

Kodak 1990′ların başlarında standart 8 mm film satışını durdurmuş, fakat bağımsız film dükkanları aracılığıyla satılan bu film formatını üretmeye devam etmiştir. Siyah-beyaz 8 mm film Çek Cumhuriyeti’nde halen üretilmektedir ve birçok şirket önemli miktarda 16 mm film alıp bunları yeniden deliklendirerek ve daha sonra bu filmleri 7.6 cm uzunluğunda kesip özel 8 mm film makaralarında toplayarak bu 16 mm filmlerden standart 8 mm elde etmektedir. Yeniden deliklendirme işlemi özel ekipmanlar gerektirmektedir. Bazı uzmanlar var olan 16 mm filmden ve hatta 35 mm filmden süper 8 mm film üretebilmektedir.


Süper 8 mm Film

1965 yılında, Süper 8 mm film piyasaya sürülmüş ve amatör film yapımcıları tarafından çok hızlı bir biçimde benimsenmiştir. Görüntü kalitesi 8 mm’den daha iyidir, kartuşlu sisteminden dolayı (filmin ters çevrilip yeniden kameraya yerleştirilmesine gerek bırakmaz) kullanımı daha kolaydır.


Kaynaklar

  • İngilizce Wikipedia’dan 16 Kasım 2006 tarihli “8 mm film”


Dış bağlantılar

  • Film formatlarının tarihçesi
Posted by admin in Uncategorized

Rüstemgedik, Bulanık

June 14, 2008 4:05 am

Rüstemgedik, Muş ilinin Bulanık ilçesine bağlı bir beldedir. Muş iline ? km uzaklıktadır. Nüfusu, 2000 yılı verilerine göre 6.567 kişidir. 1997 yılında belde olmuştur.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 6.567
1997 5.169
1990 3.322
1985 2.254
1980 2.040
1975 1.550


Dış bağlantılar

  • Yerel-Net
Posted by admin in Uncategorized

Hasan Hulusi Mercan

June 13, 2008 9:00 pm

Hasan Hulusi Mercan (1913–1988):

1913′ te Söğüt’te doğmuştur. İlköğrenimini burada, Orta öğrenimini de Bursa Öğretmen Okulu’nda tamamladıktan sonra Güzel Sanatlar Akademisine girerek 1945′te mezun olmuştur. İki yıl Bursa’da resim öğretmenliği yapmış, daha sonra Paris’e gönderilmiş ve orada 6 yıl resim çalışmıştır. Sanatçı Paris’te kaldığı sürece sergiler düzenlemiş, yurda döndükten sonra bu sanat hareketlerine geniş çapta devam etmiştir. Hasan Hulusi Mercan, başta Devlet Resim ve Heykel Sergileri olmak üzere birçok karma sergilere eserler vermiştir.

1988 yılında kaybettiğimiz sanatçının kendine has bir çalışma stili vardır. Mozaik tekniğini hatırlatan onun bu çalışmaları bilhassa hisli ve ahenklidir. Sanatçımızı 1988 yılında kaybettik.

Posted by admin in Uncategorized

Scientific linux

June 13, 2008 2:15 pm

Scientific Linux (SL) bir linux türevidir. Fermilab ve CERN tarafından piyasaya sürülmüştür. Bu linux türevi tüm dünyadaki laboratuar ve üniversitelerde kullanılmaktadır. SL laboratuarlardaki deney çalışmalarını kaydetmek ve saklamak amacıyla kullanılmaktadır.

Bu Linux sürümünü her kullanıcı kendisine göre şekillendirebilir ve bu şekillendirdiği çalışmayı Scientific Linux’un anasayfasında tüm dünyaya yayınlayabilir. Ayrıca site ana sayfasında Lisansı GNU olup herkese açıktır.


Dış bağlantı

  • Scientific Linux
  • Download adresi
Posted by admin in Uncategorized

En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü

June 11, 2008 8:30 am

En İyi Erkek Oyuncu Akademi Ödülü Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi tarafından sinema endüstrisinde çalışan aktörlere verilen ödüldür.

Yedi aktör bu dalda iki ödül almıştır. Bunlar kronolojik sıra ile; Spencer Tracy (1937, 1938), Fredric March (1932, 1946), Gary Cooper (1941, 1952), Marlon Brando (1954, 1972), Dustin Hoffman (1979, 1988), Tom Hanks (1993, 1994) ve Jack Nicholson (1975, 1997). Spencer Tracy ve Tom Hanks bu ödülü üst üste iki sene kazanmayı başarmıştır.

Bu kategoride en fazla adaylığı olan kişiler ise dokuz adaylık ile Spencer Tracy ve Laurence Olivier. Paul Newman, Jack Nicholson ve Peter O’Toole ise sekiz kez bu ödüle aday gösterildi.

Altı aktör hem En İyi Aktör hemde En İyi Yardımcı Aktör oskarını almayı başarmıştır. Bunlar; Jack Lemmon, Robert De Niro, Jack Nicholson, Gene Hackman, Kevin Spacey ve Denzel Washington.


1920′ler

  • 1928 Emil Jannings - The Last Command - “Gen. Dolgorucki/Grand Duke Sergius Alexander” ve The Way of All Flesh - “August Schilling”

    • Richard Barthelmess - The Noose - “Nicky Elkins” and The Patent Leather Kid - “the Patent Leather Kid”
    • Charlie Chaplin - The Circus - “The Little Tramp”
  • 1929 Warner Baxter - In Old Arizona - “The Cisco Kid”

    • George Bancroft - Thunderbolt - “Thunderbolt Jim Lang”
    • Chester Morris - Alibi - “Chick Williams (No. 1065)”
    • Paul Muni - The Valiant - “James Dyke”
    • Lewis Stone - The Patriot - “Count Pahlen”


1930′lar

  • 1930 George Arliss - Disraeli - Benjamin Disraeli

    • George Arliss - The Green Goddess - “The Raja of Rukh”
    • Wallace Beery - The Big House - “‘Machine Gun’ Butch Schmidt”
    • Maurice Chevalier - The Big Pond - “Pierre Mirande” and The Love Parade - “Count Alfred Renard”
    • Ronald Colman - Bulldog Drummond - “Captain Hugh “Bulldog” Drummond” and Condemned - “Michel”
    • Lawrence Tibbett - The Rogue Song - “Yegor”
  • 1931 Lionel Barrymore - A Free Soul - “Stephen Ashe, Defense Attorney”

    • Adolphe Menjou - The Front Page - “Walter Burns”
    • Jackie Cooper - Skippy - “Skippy Skinner”
    • Richard Dix - Cimarron - “Yancey Cravat”
    • Fredric March - The Royal Family of Broadway - “Tony Cavendish”
  • 1932 Fredric March - Dr. Jekyll and Mr. Hyde - “Dr. Henry L. Jekyll/Mr. Hyde” ve Wallace Beery - The Champ - “Champ”

    • Alfred Lunt - The Guardsman - “The Actor”
  • 1933 Charles Laughton - The Private Life of Henry VIII - Kral Henry VIII

    • Leslie Howard - Berkeley Square - “Peter Standish”
    • Paul Muni - I Am a Fugitive from a Chain Gang - “James Allen/Allen James”
  • 1934 Clark Gable - It Happened One Night - “Peter Warne”

    • Frank Morgan - The Affairs of Cellini - Alessandro de’ Medici, Duke of Florence
    • William Powell - The Thin Man - “Nick Charles”
  • 1935 Victor McLaglen - The Informer - “Gypo Nolan”

    • Clark Gable - Mutiny on the Bounty - Fletcher Christian
    • Charles Laughton - Mutiny on the Bounty - William Bligh
    • Paul Muni - Black Fury - “Joe Radek” (unofficial nomination; write-in candidate)
    • Franchot Tone - Mutiny on the Bounty - Midshipman Roger Byam
  • 1936 Paul Muni - The Story of Louis P-teur - Dr. Louis Pasteur

    • Gary Cooper - Mr. Deeds Goes to Town - “Longfellow Deeds”
    • Walter Huston - Dodsworth - “Samuel Dodsworth”
    • William Powell - My Man Godfrey - Godfrey “Smith”
    • Spencer Tracy - San Francisco - “Father Tim Mullin”
  • 1937 Spencer Tracy - Captains Courageous - “Manuel Fidello”

    • Charles Boyer - Conquest - Napoleon Bonaparte
    • Fredric March - A Star Is Born - “Norman Maine”
    • Robert Montgomery - Night Must Fall - “Danny”
    • Paul Muni - The Life of Emile Zola - Émile Zola
  • 1938 Spencer Tracy - Boys Town - Father Edward J. Flanigan

    • Charles Boyer - Algiers - “Pepe Le Moko”
    • James Cagney - Angels with Dirty Faces - “Rocky Sullivan”
    • Robert Donat - The Citadel - “Dr. Andrew Manson”
    • Leslie Howard - Pygmalion - “Professor Henry Higgins”
  • 1939 Robert Donat - Goodbye, Mr. Chips - “Charles E. Chipping”

    • Clark Gable - Gone with the Wind - “Rhett Butler”
    • Laurence Olivier - Wuthering Heights - “Heathcliff”
    • Mickey Rooney - Babes in Arms - “Mickey Moran”
    • James Stewart - Mr. Smith Goes to Washington - “Jefferson Smith”


1940′lar

  • 1940 James Stewart - The Philadelphia Story - “Macaulay Connor”

    • Charles Chaplin - The Great Dictator - “Adenoid Hynkel (Dictator of Tomania)”/”A Jewish Barber”
    • Henry Fonda - The Grapes of Wrath - “Tom Joad”
    • Raymond Massey - Abe Lincoln in Illinois - Abraham Lincoln
    • Laurence Olivier - Rebecca - “Maxim de Winter”
  • 1941 Gary Cooper - Sergeant York - Sergeant Alvin York

    • Cary Grant - Penny Serenade - “Roger Adams”
    • Walter Huston - The Devil and Daniel Webster - “Mr. Scratch”
    • Robert Montgomery - Here Comes Mr. Jordan - “Joe Pendleton”
    • Orson Welles - Citizen Kane - “Charles Foster Kane”
  • 1942 James Cagney - Yankee Doodle Dandy - George M. Cohan

    • Ronald Colman - Random Harvest - “Charles Rainier”
    • Gary Cooper - The Pride of the Yankees - Lou Gehrig
    • Walter Pidgeon - Mrs. Miniver - “Clem Miniver”
    • Monty Woolley - The Pied Piper - “Howard”
  • 1943 Paul Lukas - Watch on the Rhine - “Kurt Muller”

    • Humphrey Bogart - Casablanca - “Rick Blaine”
    • Gary Cooper - For Whom the Bell Tolls - “Robert Jordan”
    • Walter Pidgeon - Madame Curie - Pierre Curie
    • Mickey Rooney - The Human Comedy - “Homer Macauley”
  • 1944 Bing Crosby - Going My Way - “Father Chuck O’Malley”

    • Charles Boyer - Gaslight - “Gregory Anton”
    • Barry Fitzgerald - Going My Way - “Father Fitzgibbon”
    • Cary Grant - None but the Lonely Heart - “Ernie Mott”
    • Alexander Knox - Wilson - Woodrow Wilson
  • 1945 Ray Milland - The Lost Weekend - “Don Birnam”

    • Bing Crosby - The Bells of St. Mary’s - “Father Chuck O’Malley”
    • Gene Kelly - Anchors Aweigh - “Joseph Brady”
    • Gregory Peck - The Keys of the Kingdom - “Father Francis Chisolm”
    • Cornel Wilde - A Song to Remember - Frederic Chopin
  • 1946 Fredric March - The Best Years of Our Lives - “Al Stephenson”

    • Laurence Olivier - Henry V - Henry V of England
    • Larry Parks - The Jolson Story - Al Jolson
    • Gregory Peck - The Yearling - “Penny Baxter”
    • James Stewart - It’s a Wonderful Life - “George Bailey”
  • 1947 Ronald Colman - A Double Life - “Anthony John”

    • John Garfield - Body and Soul - “Charley Davis”
    • Gregory Peck - Gentleman’s Agreement - “Philip Schuyler Green”
    • Michael Redgrave - Mourning Becomes Electra - “Orin Mannon”
    • William Powell - Life with Father - “Clarence ‘Father’ Day”
  • 1948 Laurence Olivier - Hamlet - “Hamlet”

    • Lew Ayres - Johnny Belinda - “Dr. Robert Richardson”
    • Montgomery Clift - The Search - “Ralph ‘Steve’ Stevenson”
    • Dan Dailey - When My Baby Smiles at Me - “‘Skid’ Johnson”
    • Clifton Webb - Sitting Pretty - “Lynn Belvedere”
  • 1949 Broderick Crawford - All the King’s Men - “Willie Stark”

    • Kirk Dougl- - Champion - “Michael ‘Midge’ Kelly”
    • Gregory Peck - Twelve O’Clock High - “Brig. Gen. Frank Savage”
    • Richard Todd - The H-ty Heart - “Cpl. Lachlan ‘Lachie’ MacLachlan”
    • John Wayne - Sands of Iwo Jima - “Sgt. John Stryker”


1950′ler

  • 1950 José Ferrer - Cyrano de Bergerac - Cyrano de Bergerac

    • Louis Calhern - The Magnificent Yankee - Oliver Wendell Holmes
    • William Holden - Sunset Boulevard - “Joe Gillis”
    • James Stewart - Harvey - “Elwood P. Dowd”
    • Spencer Tracy - Father of the Bride - “Stanley T. Banks”
  • 1951 Humphrey Bogart - The African Queen - “Charlie Allnut”

    • Marlon Brando - A Streetcar Named Desire - “Stanley Kowalski”
    • Montgomery Clift - A Place in the Sun - “George E-tman”
    • Arthur Kennedy - Bright Victory - “Larry Nevins”
    • Fredric March - Death of a Salesman - “Willy Loman”
  • 1952 Gary Cooper - High Noon - “Will Kane”

    • Marlon Brando - Viva Zapata! - Emiliano Zapata
    • Kirk Douglas - The Bad and the Beautiful - “Jonathan Shields”
    • José Ferrer - Moulin Rouge - Henri de Toulouse-Lautrec and Comte Alphonse de Toulouse-Lautrec
    • Alec Guinness - The Lavender