Satranç

August 8, 2008 9:45 am

Satranç, iki oyuncu arasında oynanan bir zeka oyunudur. Bu oyun satranç tahtası denilen 8 x 8 ‘lik kare bir alan üzerinde satranç taşları ile oynanır. Toplam 64 karenin yarısı siyah, yarısı beyaz renklerden oluşur. Taraflar beyaz ve siyah renkli taşları alırlar, her oyuncunun bir seferde bir hamle yapmasıyla oyun gelişir. Oyunun başında beyaz ve siyahların 16 taşı bulunur. Bunlar bir Şah, bir vezir, iki kale, iki fil, iki at ve sekiz piyondan oluşur. Oyunun amacı karşı tarafın şahını mat etmektir.

Satranç 6. yüzyılda Hindular tarafından oynanmaya başlanmış, oradan dünyaya yayılmıştır.


Oynanışı


Amacı

Oyunun amacı rakip şahı mat etmektir. Bunun anlamı rakip şahın bulunduğu karenin tehdit altında bulunması ve tehdit altında olmayan bir kareye kaçış ya da tehdidi engelleyecek başka bir hamlesinin olmamasıdır. Eğer bir oyuncunun şahının bulunduğu kare tehdit altında olmadığı halde bu oyuncunun legal hamlesi kalan tek taşı şahı ise ve de şahının tehdit altında olmayan bir kareye yapabileceği bir hamlesi yoksa oyun pat olur, yani berabere biter. Ayrıca oyun herhangi bir anda oyunculardan birinin yenilgiyi kabul etmesi veya bir oyuncunun beraberlik teklif etmesi ve diğerinin de bunu kabul etmesiyle de sona erebilir. Oyun sırasında taşları avantajlı yerlere yerleştirerek rakibin hareketini kısıtlamak ve rakibin taşlarını almak yoluyla gücünü azaltmak esastır. Her taş, kurallara göre ulaşabileceği bir karedeki rakip taşın bulunduğu kareye yerleşerek, yerinden ettiği taşı oyun dışı bırakma gücüne sahiptir, buna taş almak denir. Alınan taş oyuna bir daha geri dönemez ancak bulunduğu hattın son karesine varan bir piyon, oyun haricinde bulunsun bulunmasın, arzu edilen başka bir taşla değiştirilebilir.


Taşların Hareketi

Şah Boş olduğu takdirde hemen bitişiğindeki karelere gidebilir, tek hamlede daha uzak karelere gidemez.
Vezir Boş olan karelere hem dikey hem çapraz hareket edebilir. Kale ve filin hareketlerinin birleşimi şeklinde hareket eder.
Fil Önünde bir engel bulunmadıkça çaprazlarda hareket eder. Fillerin biri daima beyaz, diğeri daima siyah karelerde hareket eder.
Kale Yatay veya dikey bir hat üzerinde başka bir taşın olduğu kareye kadar serbestçe hareket edebilir. Kale, bulunduğu hattın üzerinde hareket yönünde rakibe ait ilk taşı almak potansiyeline de sahiptir.
At Herhangi bir yönde 2 kare ve buna dik yönlerden birinde bir kare ilerler. İlerlerken geçtiği karelerin dolu olmasından etkilenmez. Hareketini bitirdiği karede rakip taş varsa bu taşı alır. (L şeklinde ilerler.)
Piyon Piyonlar önlerinde taş bulunmadıkça, ileriye doğru ve düz olarak ilerlerler. Piyonlar açılışta (ilk hamlelerinde) isterlerse iki kare ilerleyebilirler. Piyonlar ileriye doğru tek kare çapraz olarak diğer taşları alabilirler. Sekizinci sıraya ulaşan piyonlar oyuncunun istediği herhangi bir taşa (Şah hariç) terfi ederler. Bu taş genellikle en güçlü taş olan Vezir olur.
Rok Yapmak
Şah ve Kaleyle yapılan 2 hamlenin oluşumundan oluşan tek bir harekettir. Oyunda en fazla bir defa yapılabilir. Arada başka hiçbir taş yoksa ve şah ile kale hiç oynamamışlarsa ve şah tehdit altında değilse, Rok yapmak için Şah Kaleye doğru iki hamle atar. Aynı hamlenin devamı olarak, Kale Şahın üzerinden atlar ve yanına yerleştirilir. Şahın geçeceği karelerin de tehdit altında olmaması gerekir. Şahla, vezir tarafındaki kaleyle yapılan roka, uzun rok, şahla şah tarafındaki kalenin yaptığı roka ise kısa rok denir.


Satranç Notasyonu

Satrançta genel olarak cebirsel notasyon kullanılmaktadır. Satranç tahtasında düşey sütunlarda birer harf (a, b, c, d, e, f, g, h) ve yatay sütunlara birer sayı (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8 ) konulur. Böylece her kare bir harf ve bir de sayı ile belirlenmiş olur. Örneğin, sol alt kare a1, sağ üst kare de h8 ile belirtilir.

Ayrıca taşları ve hamleleri yazmak için şu kısaltmalar kullanılır:

  • Taşlar

    • Ş : Şah
    • V : Vezir
    • K : Kale
    • A : At
    • F : Fil
  • Hamleler
    • 0-0 : Küçük Rok
    • 0-0-0 : Büyük Rok
    • x : Taş Alma
    • + : Şah
    • ++ Çifte şah
    • # : Mat
    • = : Terfi
  • Yorumlar
    • ! : Kuvvetli Hamle
    • !! : Çok kuvvetli Hamle
    • ? : Zayıf Hamle
    • ?? : Büyük Hata
    • ?! : Şüpheli Hamle
    • !? : İlginç Hamle
    •  : Zorunlu Hamle

Ayrıca bakınız : Cebirsel notasyon


İstisnalar

Geçerken Almak
Beşinci sıraya ulaşmış bir piyon, yan sütunlardaki rakip piyon kendi ikinci sırasından dördüncü sırasına giderse hemen sonraki hamlede onu dördüncü değil üçüncü sıraya gitmiş varsayarak alabilir. Buna geçerken alma (en passant) denir.


Dünya Satranç Şampiyonları

Resmi olmayan ancak genel olarak kabul edilen şampiyonlar:

  • Howard Staunton
  • Adolf Anderssen
  • Paul Morphy

Resmi Şampiyonlar:

  • Wilhelm Steinitz (1886 - 1894)
  • Emanuel Lasker (1894 - 1921)
  • Jose Raul Capablanca (1921 - 1927)
  • Alexander Alekhine (1927 - 1935), (1937 - 1946)
  • Max Euwe (1935 - 1937)
  • Mikhail Botvinnik (1948 - 1957), (1958 - 1960), (1961 - 1963)
  • Vassily Smyslov (1957 - 1958)
  • Mikhail Tal (1960 - 1961)
  • Tigran Petrosian (1963 - 1969)
  • Boris Spassky (1969 - 1972)
  • Robert Fischer (1972 - 1975)
  • Anatoly Karpov (1975 - 1985)
  • Gary Kasparov (1985 - 1993)


“Klasik” Dünya Şampiyonları

  • Gary Kasparov, (1993 - 2000)
  • Vladimir Kramnik, (2000 - günümüze kadar)


FIDE Dünya Şampiyonları (1993′ten bu yana)

  • Anatoly Karpov (1993 - 1999)
  • Alexander Khalifman (1999 - 2000)
  • Viswanathan Anand (2000 - 2002)
  • Ruslan Ponomariov (2002 - 2004)
  • Rustam Kasımcanov (2004 - 2005)
  • Veselin Topalov (2005 - 2006)
  • Vladimir Kramnik (2006 - günümüze kadar)


Satranç Açılışları

  • Satranç Açılışları


Ünlü satranç oyuncuları

  • Ünlü satranç oyuncuları


Ünlü satranç oyunları

  • Ünlü satranç oyunları


Dış Bağlantılar


Genel

  • Türkiye Satranç Federasyonu
  • Satranç Dünyası: Satranç hakkında bilgi, haberler ve problemler
  • Satranç Okulu: Satranç haberleri, online satranç, dersler, satranç mağazası
  • Ege Üniversitesi Satranç Topluluğu Web Sitesi
  • Canlı Oyun: Yazışmalı Satranç Sitesi
  • Hamle Sizde: Canlı Oyun Sitesi
  • Satranç Öğretmeni: Satranç dersleri, eğitim kaynakları
  • Chessbase : İngilizce ve Almanca Satranç haberleri
  • The Week in Chess : İngilizce İnternet Satranç Dergisi
  • Demir Büyüközkaya’nın Hayatı,Anıları,Maçları…
  • Satranç hakkında bilgiler…


İnternette Satranç

  • BrainKing
  • FICGS
  • ICC Internet Satranç Kulubü
  • FICS Bedava Internet Satranç Sunucusu
  • Playchess.com
  • Satranç Online
  • ICCF Web Sunucusu


Yazışmalı Satranç

  • ICCF Uluslararası Yazışmalı Satranç Federasyonu
  • IECG Uluslararası E-mail Satranç Grubu
  • IECC Uluslararası E-Mail Satranç Kulübü
Posted by admin in Uncategorized

Bedesten, Yahşihan

August 8, 2008 4:55 am

Bedesten, Kırıkkale ilinin Yahşihan ilçesine bağlı bir köydür.


Tarihi

Köyün gecmısı erzurumun horasan ılcesıne dayanmaktadır.1.dünya savasında ermenılerın doğu anadoluda yaptıkları katliamlardan dolayı halkın buyuk coğunlugu göç etmek zorunda kalmıstır.bugunkü ırmak kasabasına kadar gelmısler fakat halk sıtma nedeniyle bölgeden ayrılmak zorunda kalmıs ve kılıclar kasabasına yerlesmısler. fakat oradakı halkın onların kalmasını ıstememelerı uzerıne bugunkü yerlerıne yanı hısar koy camlıca koylerının arasında bir yerde yasamaya devam etmısler.


Kültür

köy zamanla bazı örf ve adetlerını kaybetmesıne karsın bazı orf ve adetlerı gunumuze kadar ulasmıstır.kız ısteme,dugunlerdekı senlıkler ve akraba zıyaretlerı ılk akla gelen külturlerındendır.


Coğrafya

Kırıkkale iline 20 km, Yahşihan ilçesine 13 km uzaklıktadı.


İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.


Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 154
1997 215


Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.1232,252221551510500215150,


Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - ahmet bağrıacık
1999 - ahmet bağrıacık
1994 - muhittin(ağabey) gümüsbas
1989 - sakıp gümüsbas
1984 - sakıp gümüsbas


Alt yapı bilgileri

köyde ilkokul bulunmakta ama kullanılmamaktadır .tasımalı egıtım yapılmaktadır.saglık ocagı yoktur.telefon ve elektrik vardır.köyün suyu eskiden bedava akardı ama sımdı kuraklık sebebiyle her evin cesmesine su saati takıldı.köyde de bedava akan bir cesme vardır -insanlar da haliyle bedava sudan alacaktır- kanalizasyon sistemi mevcuttur.yolu cakıl kumludur bu nedenle tozludur.


Dış bağlantılar

  • Yerelnet
Posted by admin in Uncategorized

Emre Aşık

August 8, 2008 12:10 am

Emre Aşık (d. 13 Aralık 1973, Bursa), defans oyuncusu Türk futbolcudur.2007-2008 sezonu için Ankaraspor’a kiralanmıştır.
Sönmez Flament kulübünde futbola başladı. Balıkesirspor’dayken keşfedildi. 19 yaşında Fenerbahçe’ye geçti. 29 Mart 1995′teki İsveç maçında attığı golle 2-1′lik galibiyetin mimarlarından biriydi. Fenerbahçe’den maçlarda fazla kırmızı kart görmesi yüzünden (bedava olarak) 1996′da İstanbulspor’a transfer oldu. 4 yıl sonra Galatasaray’la anlaştı.

2001/2002 sezonundaki formuyla 6 yıldan sonra tekrar Türk Milli Futbol Takımı’na seçildi. Ağustos 2003′te Beşiktaş’a transfer oldu. 2004-2005 sezonunda Nobre’ye attığı parmak yüzünden aldığı ceza tahkim tarafından kaldırıldı. 2005 yılında Teknik Direktör Rıza Çalımbay tarafından kadro dışı bırakıldı. 2006 Şubat ayında eski kulübü Galatasaray ile 2,5 yıllık sözleşme imzaladı. Emre daha çok futbol sahasındaki hırslı, mücadeleci ve zaman zaman sert karakteriyle tanınır. Futbolcunun menejeri ünlü spor yazarı ogan tarhandır.Emre aşık 1 yıllığına kiralık olarak ankarasporla anlaştı.Ve fatih terim tarafından yeniden milli takıma çağrıldı.

Posted by admin in Uncategorized

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu

August 7, 2008 10:00 pm

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), Türkiye’nin kamu yayıncılığı yapmakla görevli tek kuruluşudur. 1990′ların başında ilk özel televizyon kanalı ve özel radyo kanalı yayına başlayana dek Türkiye’de radyo - televizyon yayıncılığı yapan tek kurum olarak hizmet vermiştir.

Türkiye’de televizyon ve radyo yayıncılığı konusunda ilk örnekleri oluşturmuştur. Günümüzde, 24 saat 7 ayrı kanaldan televizyon yayını gerçekleştirmekte, ek olarak GAP TV alanında da Güneydoğu illerine özel yayın yapmaktadır… Radyo yayıncılığı olarak 6 ayrı kanaldan izleyicilerine ulaşmakta, yine 27 ayrı dilde dış ülkelerdeki izleyicilerine yönelmektedir.

Günümüzde, Türkiye’de Yayın kuruluşları arasında en büyük haber oluşumuna da sahiptir. TRT, günlük ortalama 11 saatlik haber ve haber program yayını yapmaktadır. Bunun yanı sıra oluşturduğu dizi film, belgesel, drama ve televizyon yapımları ile dünyanın sayılı yayın kuruluşları arasında yer almayı bilmiştir. İleri ölçüde yetişmiş yayıncı ve yapımcı kapasitesi ile özel yayın kuruluşlarını da desteklemiştir. Yetiştirdiği sayısız ses sanatçısı ile Türk müziğine de katkıda bulunduğuna inanılmaktadır.


Tarihçe

TRT, 359 sayılı Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Yasası ile 1964 yılında özerk kamu tüzel kişiliğine sahip bir kurum olarak, devlet adına radyo ve televizyon yayınlarını gerçekleştirmek amacıyla kuruldu. İlk genel müdürü Adnan Öztrak oldu.

İlk programlı radyo yayınına 1965 yılında geçildi ve bütün radyolar haber saatlerinde Ankara Radyosu’na bağlandılar. Aynı yıl bünyesinde “Türk Sanat ve Halk Müziği Danışma Kurulu” ve “Batı Müziği ve Çok Sesli Türk Müziği Danışma Kurulu” toplandılar. Seçim sonuçlarını vermek için ilk sabaha kadar yayın yine bu yıl yapıldı. 1966 yılında TRT kapalı devre televizyon eğitimi yayınları başladı. Spor haberleri ilk kez 1967 yılında haber bülteni ile birlikte verildi. Erzurum ve İzmir radyoları yine bu yıl içerisinde yayın hayatlarına başladılar. Televizyon yayınına yönelik çalışmalara hız verildi.

1968′de deneme mahiyetinde ilk televizyon yayınını Ankara’da yaptı. Televizyon yayınlarında ilerlemeye devam eden TRT, ilk canlı spor yayını, 1971 yılında İzmir’de oynanan Karşıyaka Spor Kulübü ile İstanbulspor arasında oynanan futbol maçını naklen vererek gerçekleştirdi.

1972 yılında televizyonda ilk kez “Bedava Dünya Gezisi” adlı yabancı dizi Türkçe seslendirildi. Reklam yayınlarına başlandı. Münih 1972 Olimpiyat Oyunları’nı vererek ilk dış naklen yayını gerçekleştirdi. Yine bu yıl anayasa değişikliği sırasında TRT’nin özerkliği kaldırıldı ve kurum, “tarafsız” bir kamu iktisadi kuruluşu olarak yeniden düzenlendi.

Televizyon yayınları 1974 yılında 7 güne çıkarıldı. Türkiye Radyoları “TRT 1″ radyoları adı altında 24 saat kesintisiz ortak yayına başladı. 1975 yılında TRT’nin ilk kez katıldığı 20′nci Eurovision Şarkı Yarışması, Stokholm’den naklen verildi. İlk renkli televizyon yayını 1976′da gerçekleşti. 1980 yılınının son günü, yılbaşı gecesi oryantal Nesrin Topkapı ilk kez televizyona çıktı.

1984 yılında TRT tümüyle renkli yayına geçti. Yine aynı yıl radyolar da stereo yayına başladı. 1986′da ikinici televizyon kanalı TV-2 yayına başladı. 1989 Yılında TRT-3 TRT-GAP yayına geçti. 1990 yılında “Telegün” ismi ile teleteks yayınları devreye girdi. Aynı yıl TRT-4 Yayına geçti. 1992 Yılnda TRT-INT-AVRASYA yayına başladı. 2001 Yılında TRT bugün kullandıgı logoyu kullanmaya başladı. TRT-INT ve AVRASYA birbirinden ayrılarak yayın alanında TRT-INT ve TRT-TÜRK adıyla yayına başladılar. 2 Subat 2006 tarihinde ise sayısal yayıncılığın test yayınına geçildi.


Bugün TRT

TRT yayınları tüm Türkiye’de dinlenebilmekte ve izlenebilmektedir. Ayrıca Türksat uydusu üzerinden yapılan sayısal yayın yoluyla Avrupa’da yaşayan Türklere de ulaşılmaktadır.

Kurum; TRT1, TRT2, TRT3, TRT4, TRT-INT, TRT-TÜRK, TRT-GAP olmak üzere 7 televizyon kanalı ile Radyo 1, Radyo 3, Radyo 4, TRT FM ve Yurdışına 27 ayrı dilde yayın yapan Türkiye’nin Sesi Radyosu ve bu radyoya bağlı Turizm Radyosu yoluyla, 6 ayrı radyo kanalından yayın yapmaktadır.

Merkezi Ankara’da bulunan kurumun, İstanbul, İzmir, Trabzon, Diyarbakır, Antalya, Çukurova, Diyarbakır, Erzurum illerindeki bölge müdürlükleri yoluyla hizmetlerini sürdürmektedir.


Ayrıca Bakınız

  • Türkiye’de radyo ve televizyonun geçmişi


Dış bağlantılar

  • TRT resmi web sitesi
Posted by admin in Uncategorized

Loznitsa

August 7, 2008 9:10 am


Coğrafi Konum

Loznitsa (Kubadın)Belediyesi, Kuzeydoğu Bulgaristan’da bulunup Razgrad bölgesinin merkez doğu kısmını kapsamaktadır. Tuna tepeli ovasının sınırları içerisinde yer alan belediye, üç büyük şehir olan Razgrad, Tırgovişte ve Şumen’den nerdeyse eşit uzaklıkta bulunmaktadır. Belediyenin coğrafik koordinatları : eni – 260 37′ ve boyu 430 22,5′, yeryüzü yapısı tepeli ağırlıklı, ortalama rakım ise 370 metredir.

Loznitsa Belediyesi’nin yayıldığı toplam 249 483 dekarlık alandan 195 025 dekarı belediyenin tarım fonuna aittir. 40 188 dekarlık alan orman fonuna, 14 270 dekarlık alan ise “yerleşim birimleri” fonuna aittir.


Tarihçe

At ayaklarının vuruşlarını ve Deliorman’ın asırlar boyunca her taşın altında, her tepenin içinde ve her pınarın derinliğinde kıskanç bir şekilde koruduğu o gizemi içeren efsane geçmişin sesleri sayesinde günümüze taşınmaktadır.

Civarda her taraf koyu ve sık, geçilmesi adeta imkansız bir ormanla çevriliymiş. Bu orman ise ağaçlar altında biten yabani ıtırla bezenmiş verimli kara toprak üzerine basmış. Efsaneye göre, bu yeşil, geniş yapraklı yabani ıtır vebaya derman ve insan sağlığına deva imiş.

Bu yerlere gelen ilk insanlar taze meraları görmüş. İlk ateşler yakılmış ve ard arda evler türemeye başlamış buralarda. İşte böyle dörtyol ağızında bir köy kurulmuş. Yedi tarafa yedi yol gidiyor. Yollardan bir tanesi günümüz Tırgovişte (Eski Cuma) şehrine, diğeri günümüz Şumen (Şumnu) şehrine, geri kalan yollar ise Trapişte (Çukur Ova Köyü), Sinya Voda (Gökçesu) , Sıedinenie, Manastirtsi (Çukur Tekke) ve Lovsko (Şekere) köylerine gider. Başka yerleşimciler yaşamak için daha ücra, eşkiya ve orduların saldırılarından uzak yerler arıyormuş. Yeni yerleşim biriminin ismini ilk zikredenin kim olduğu bilinmiyor. Yüzyıllar bu ismi günümüze Kubadın, ya da başka bir ifadeyle “yedi yolun bağı” şeklinde getirmiş.

Bir çok hükümdar bu yerleşim birimine hükmetmiş, aksakallı bilginin söylediği “Köyü ikiye bölen bu dere yatağını insan eli doldurmalıdır. Bu dere yatağı ortadan kalktığı zaman acılar, yoksulluk ve sorunlar da ortadan kalkacak” şeklindeki sözler gerçekleşene kadar çok ateş yanmış ve çok su akmış. Çocuklar doğmuş güneş yüzü görmemiş, yeryüzünden su çıkmış köle edenlerin ayakları altında kurumuş. Bir tek inanç hayatta kalmış. Yatağan keser – o yine dirilir, ateş yakar – o yeniden doğar ve daha çok büyür daha güçlü olur.

Dere yatağı artık yok. İnsanlar onu müşterek gayretlerle dolduruyor. Avuç avuç, gece gündüz. Bir tek efsaneler ve geçmişten kalan hatıralar yaşıyor.

Bir zamanki Kubadın’a giden eski yollar tarihin sayfaları gibi üst üste birikmiş. Loznitsa Belediyesi’ndeki toprakta bir şeyler bırakan şu veya bu medeniyetler tarafından kurulan bu yolların her biri, kendi kaderine sahip. Bu yollarda ya kilden yapılmış bir kap veya el aleti veya seramik eşya, horasanlanmış tuğla veya kesici taş bulabilirsiniz. Loznitsa ila Lovsko köyü arasındaki karayolunun yapımı esnasında hiç zarar görmemiş kil sürahi, kil amfora ve kil mumluk bulunmuş. Aynı karayolun asfaltı altında, büyüklüğü 28 metreye 18 metre olan antik konutun temelleri var. Yine antik çağlardan kalan bu konuttan latince yazılı bir mezar taşı çıkarılmış. Mezar taşındaki yazının okunmasından sonra mezarın Traklar döneminde yaşayan ünlü bir kişiye ait olduğu anlaşılmış. Şüphesiz bu bölgede IV-V asırlarda Roma yerleşim birimi varmış. Loznitsa’nın yaklaşık 1 kilometre kuzeydoğusundaki Çuçura mevkiinde ise VII-IX asırlar arasında mevcut olan eski Bulgar yerleşim biriminden izler bulunmuş. Bu olgunun kanıtı, iyi bir şekilde muhafaza edilmiş eski bulgar seramiğidir. Belediyenin sınırları içerisindeki tarla ve ormanlara tanecik gibi dağılmış olan mezar üstü tepeler de o antik dönemlerden kalmadır. Bu mezarüstü tepelerin çoğunun sırrı henüz anlaşılmamıştır.

Kubadın yerleşim biriminin ismi resmi olarak ilk defa 24 Aralık 1573 tarihinden kalan bir kayıtta geçiyor. 1877 yılında Sank Petersburg’da Rus bilim adamı V.Teplov’un “Bulgaristan, Trakya ve Makedonya istatistikleri hakkında malzemeler” isimli çalışması yayınlanıyor. Bu çalışmadan Kubadın’da ö dönemde altmış altı hane olduğu anlaşılıyor. Zengin doğası ve uygun konumuyla bölgemiz Kurtuluş’tan yirmi beş yıl sonra Balkanlar’a yerleşen göçmenlerin dikkatini çekiyor. Göçmenlerin at ve eşek arabaları Deliorman’ın virajlı yolları üzerinde yavaş yavaş bölgemize yöneliyor. 1907 yılında Paskalya yortuları köy meydanında büyük bir alayla başlıyor. Bölgeye yerleşen ilk yirmi beş ailenin güçlü “ihuuu” sesleri ortalığı çınlatıyor.

Veliko Tırnovo, Troyan ve Loveç bölgelerinden gelen aydın ve girişimci göçmenler, halk gelenek ve göreneklerini hızlı bir şekilde canlandırıyor ve Bulgar ruhunu sağlamlaştırıyor. Çok geçmeden okula duyulan hasret de geliyor. İlk başta öğretmenler için odası da olan küçük bir okul binası yapılması kararlaştırılıyor. Tasarım Mihail Usta’nın eseri olup, Belediye evli olan herbir erkeği altmışar kirpiç yapmaya, ikişer araba taş getirmeye, iki gün bedava çalışmaya ve ondokuzar leva vermeye mecbur ediyor. Bütün erkeklerin buna uyması ve yardıma koşmuş olmasına rağmen, kaynaklar yetmiyor. Mihail Usta kendisine ait yedi dekarlık bir tarlayı satıyor, aldığı paraları inşaata yatırıyor ve bundan kısa zaman sonra okul tamamlanmış oluyor. Sene 1908.

Birinci sınıftan dördüncü sınıfa kadar olan seksen yedi çocuk okul sınıflarını çınlatıyor. Penço Küçükov ile Stefan Çakırov öğretmenlik yapıyor. 1909 yılının kış aylarında Penço Küçükov yetişkinlerin aydınlatılması amacıyla gece kursları düzenliyor. 1912 yılında ise yine Penço Küçükov yerel okumaevi kurulması fikrini ortaya atıyor. “Daha iyi toprak” arayışında olan göçmenler Balkan’dan gelmeye devam etmiş, çocuklar da artmış. Kamu binalarının kurulması için gerekli kaynaklar ise hep yokmuş. Böylece okul sınıflarından bir tanesinin ayrılması ve kapısına “Probuda (Uyanış) – Kubadın köyü okumaevi” yazısının koyulmasına karar verilir. Aynı zamanda iki bakkal ve bir meyhane kapılarını müşterilere açar. En çok satılan mallar tuz, gaz, kibrit ve basmadır. Pazar günleri köyun gençleri tulum sesiyle meydanda alaya çıkar. Hava kararınca okumaevinde gaz lambası küçük bir güneş gibi alevlenir, ışıklarında öyküler, öğrenci programları, tek sahnelik oyunlar sıralanır. İyiliklere uyanık ve gerçekleri arayan Kubadın halkı çok zaman geçmeden müstakil ve o zamanki ihtiyaçlara uygun okumaevi binasının temellerini kurmaya karar verir. 1930 yılının yazından iki yıl sonra inşaat çalışmaları başladıktan kısa süre sonra duraklar. Yine kaynak eksikliği var. Ancak 1936 yılında bütün insanların katılımıyla nihayet binanın çatısı da kurulur. En gerekli mobilyalar da getirilir. Onbeş yıl önce kurulan ve bankayla simsarlardan daha düşük faizlerle kredi veren Kredi kooperatifi, bu girişime büyük katkılarda bulunur. Aradan biraz zaman geçince okumaevinin kurulması için verilen paraların boşuna gitmediği anlaşılır, zira her geçen ayla okumevinin faaliyetleri artar. Yıllık onsekiz ile yirmi altı arasında tiyatro oyunu sunulur, öğrenciler konserler sunar.

Gençler için eğlenceler, temsiller ve toplantılar düzenlenir. Sunulan tiyatro oyunlarını izleyen ziyaretçier, artistlerin sözlerini uzun zaman hatırlarında tutar ve sürekli tekrarlar.

1934 yılının Ekim ayında Kubadın ismi resmi olarak değiştirilir ve bu değişiklik belgelere de yansıtılır. Değişikliğin iki nedeni var : Birincisi, Kubadın’ın Türkçe bir kelime olduğu kabul edilir ve halis bulgar diline susamış köylüler yeni bir isim arayışına girer. İkinci neden, o dönemde ünlenen ve ülkemize getirildikten sonra ilk önce buralarda, yani Deliorman toprağında kök salan Amerikan üzümünden kaynaklanır. Amerikan üzümü, yerleşim biriminin yeni ismini de hatırlatır - Loznitsa.


Yeryüzü Şekilleri, İklim ve Bitki Örtüsü


İdari Durum

Posted by admin in Uncategorized

Esra Akkaya

August 6, 2008 4:55 pm

Esra Akkaya   (d. 1970 - İstanbul)   Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu.

Mahallenin Muhtarları tv dizisindeki “Şirin” rolüyle tanınan Akkaya, 1983 yılında Tevfik Gelenbe Tiyatrosu’yla sanat hayatına atıldı. 1988′de Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu olan sanatçı öğrenimi sırasında İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda “Büyük Miras” adlı oyunda rol aldı. Bakırköy Belediye Tiyatrosu’nun “Bedava mı Sandın” ve “Prometheus” adlı oyunlarında çalıştı. Antalya Devlet Tiyatrosu’nda da çalışan Akkaya, tiyatro dışında çeşitli TV dizileri ve filmlerde rol aldı.
1994 yılında yazmış olduğu “Bu Masal Bizim” adlı çocuk oyunu Akdeniz Kültürleri Vakfı’nca sahnelendi.


Filmografisi

  • Sonradan Görme - 2005
  • Bir Dilim Aşk - 2004
  • Yarı Şakı Yarı Ciddi - 2000
  • Günaydın İstanbul Kardeş - 1999
  • Karanlıkta Biri Var - 1998
  • Mahallenin Muhtarları - 1992


Dış bağlantılar

  • IMDb’de Esra Akkaya
  • Sinema Türk’te Esra Akkaya
Posted by admin in Uncategorized

Başka 33/3

August 6, 2008 5:25 am

Işın Karaca’nın üçüncü solo albümü ‘Başka 33\3′ 19 haziran 2006 tarihinde raflardaki yerini aldı. Ağırlıklı olarak Alper Narman ve Fettah Can’la çalıştığı albümde Erdem Yörük’le yaptığı bir beste olan ‘Herşeye Rağmen’ oldukça değişik ve güzel. Albümün ismi oldukça ilginç, Işın Karacanın yaşı 33, 3. solo albümü, albümde 11 parça var sonuç Başka 33\3 . Bu albüm sayesinde müzik piyasası yeni bir söz yazarına daha kavuştu: Yasemin Pulat. Albümün çıkış parçası “Mandalinalar” oldu. Klip İstanbul Boğazında bir yatta çekildi. İkinci klip “Kalp Tanrıya Emanet” oldu. Üçüncü klip ise bir Onur Mete şarkısı olan “Bırakma” oldu.


Şarkı Listesi

  1. “Intro” - 1:13
  2. “Aradığım Aşk” (Söz-Müzik:Fettah Can & Alper Narman) - 5:05
  3. “Lambalı Radyo” (Söz-Müzik:Fettah Can & Alper Narman) - 5:45
  4. “Mandalinalar” (Söz-Müzik:Fettah Can & Alper Narman) - 4:57
  5. “Kalp Tanrıya Emanet” (Söz: Yasemin Pulat Müzik: Bülent Özdemir) - 4:37
  6. “Herşeye Rağmen (33/3)” (Söz: Yasemin Pulat Müzik: Işın Karaca & Erdem Yörük) - 4:50
  7. “Ayrı Ayrı” ‘(Söz-Müzik:Fettah Can & Alper Narman) - 3:32
  8. “Bedava Öylesine” (Söz-Müzik:Fettah Can & Alper Narman) - 4:21
  9. “Bırakma” (Söz-Müzik:Onur Mete) - 5:19
  10. “İki Eksi Bir” (Söz-Müzik:Fettah Can & Alper Narman) - 3:22
  11. “Bye Bye” (Söz-Müzik:Fettah Can & Alper Narman) - 5:07


Dış bağlantılar

  • Seyhan Müzik
  • IsinKaraca.com Diskografi
Posted by admin in Uncategorized

DivX

August 6, 2008 4:25 am

DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş DivX, Inc. (eski adıyla, DivXNetworks) tarafından geliştirilen görüntü sıkıştırma biçimidir (video codec). DivX, sayısal videoyu MPEG-4 bölüm 2 “Advanced Simple” profili uyumlu sıkıştırarak görece az görsel kayıpla videonun kompakt bir biçimde saklanabilmesini sağlar.
Popülerlik ve yaygınlık nedeniyle, MPEG-4 standardı sadece görüntü kodlamasında kullanılmaktadır; DivX ile kodlanmış görüntü içeren dosyalarda ses kısmı AAC (MPEG-4 ses kodlama standardı) yerine MP3 ya da AC-3 ile kodlanır. Windows ve Macintosh ortamlarında çalışan DivX codec ve uygulaması dışında “DivX” logosu taşıyan oynatıcılar ya da oynatıcı yazılımları DivX yazılımı içermemekte, ancak DivX ile sıkıştırılmış filmleri oynatabilmektedir.

DivX 3.11 Alpha ve önceki sürümler, Microsoft’un (sadece ASF içinde kullanılabilen) MPEG-4 Sürüm 2 video çözücü/açıcısı (codec) kırılarak geliştirilmiştir. Bu şekilde codec’in AVI gibi ASF harici muhafazaları da desteklemesi sağlanmıştır. Daha sonra 2000 yılında sıfırdan geliştirilen DivX 4.0 piyasaya sürülmüş, bunu 2002′de DivX 5.0 ve 2005′de DivX 6.0 izlemiştir. DivX 4 öncesinde DivX Networks şirketi kurulmuş, daha sonra şirket DivX, Inc. adını almıştır.

DivX 4, açık kaynak kodlu OpenDivX üzerine geliştirilmiş, ancak DivX Networks şirketi “amacına ulaştıktan sonra” OpenDivX kodu kapalı hale getirilmiştir. Kod kapatılmadan önce alınan kod parçalarıyla açık kaynak kodlu XviD codec’i geliştirilmiştir. XviD yazılımı da açık kaynak kodlu ve Microsoft çalışmasından bağımsız olmasına rağmen MPEG-4 video kodlamanın doğası gereği ABD ve Japonya’yı da içeren bir grup ülkede yazılım patentlerini ihlal ettiğine inanılmaktadır.

DivX, DVD kopyalamanin kitleler için erişilemez olduğu bir dönemde çıkarak DVD filmlerin az görsel kayıpla CDlere yazılabilmesini sağladığı ve (3.11 alpha sürümünün) çıkış noktası itibariyle korsan olmasıyla çok tartışılan bir yazılım olagelmiştir. Buna ek olarak, DivX 4.0-5.2 arası sürümler ile gelen kötü niyetli yazılımlar, kitleleri DivX alternatiflerine yöneltmiştir. DivX, aynı zamanda BS Player, VirtualDub ve FlaskMPEG gibi bir dizi programın da yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Günümüzde DivX sıkıştırma biçiminden daha yüksek verim sunan MPEG-4 bölüm 10 (AVC ve H.264) sıkıştırıcılar giderek daha popülerleşmektedir. Apple QuickTime ve x264 yazılımları H.264 sıkıştırmayı desteklemektedir.

DivX kullanacaklara


Dış bağlantılar

  • Bedava DivX indir!
  • DivX resmi sitesi
  • Türkçe DivX Altyazı ve Teknolojisi üzerine dokümanları edinebilir, pano’larında bu gelişime yardımcı olabilirsiniz.
  • Divx dizi satış sitesi
  • vizyon divx filmler
Posted by admin in Uncategorized

Ford Crown Victoria Police Interceptor

August 5, 2008 7:55 am

Sivil model için Ford Crown Victoria maddesine bakiniz.

Ford’un Crown Victoria Police Interceptor (veya kısaca CVPI) modeli 1999 ve sonrası Crown Victoria’nın polis modelidir. 1999 yılından itibaren Police Interceptor isminin resmi olarak kullanılmasına rağmen, 1998 modelinden fazla bir farkı yoktur.
1979 – 1991 LTD, LTD Crown Victoria ve 1992 Crown Victoria polis modelleri “P72″ şase numarası atamasını kullanır. Bu haneler şase numarası’nın besinci, altıncı ve yedinci haneleridir. 1993 – 1998 yılları arası Crown Victoria’nın polis modelleri resmi olarak “Crown Victoria P71″ olarak tanınırdı, çünkü şase ataması 1993 yıllında “P71″ olarak değiştirildi ve “P72″ tipi ticari model oldu.
1999 yıllında başlayarak araç’ın resmi adi “Crown Victoria Police Interceptor” olarak değiştirildi ve Amerikan polis departmanlarında en çok kullanılan araç haline geldi. Araç’ın bu derecede sağlam olması taksiciler tarafından da tercih edilmesine yol açtı. General Motors popüler olan Chevrolet Caprice modelini yapımdan çıkartınca Ford için polis pazarı bir tekel pazara oluştu, çünkü polislerin tercihi V8 motora sahip ve arkan çekişli büyük bir sedandı. 2006 yıllının baslarında Chrysler Dodge Charger modelinin bir polis versiyonunu çıkartı. Aynı zamanda Chevrolet önden çekişli Impala modelinin de bir polis modelini üretmektedir.

Police Interceptor sivil kişilere satılmadığı halde, bu araçlar kullanılmış olarak alınabilir. Polis departmanları bu araçları kullanımdan çıkartılınca satarlar. ABD’de bazı eyaletlerin ve Kanada’nın bazı illerinde kanunen satıştan önce bütün polis donanımların, ışıklar ve sirenlerin, radyo ve bilgisayar aletlerinin araç’tan sökülmesini gerektirir. Araçlar daha sonra açık artırım yöntemiyle satışa sunulur.


Tasarım

1998 modelli 1993 – 1997 modellerine göre tamamen yenilenmişti ve krom ızgara, kapı kolları, tampon süslemesi ve krom süslemeli siyah bir bagaj bantına sahipti. Bu bant’ta halen daha “Crown Victoria” yazılıydı. 1999 modelli için biraz değişiklikler yapıldı ve ilk değişiklik araç’ın arkasında “Crown Victoria” yerine “Police Interceptor” yazısıydı. Buna ilaveten kapı kolları ve tampon süslemeleri krom yerine siyah oldu. Izgara ve arka bagaj bantı ise parlak ve cilalı bir siyah renge sahip oldu. 2000 yıllı için bagaj bantındaki süsleme krom yerine parlak bir siyah renk oldu ve ızgara parlak bir siyah yerine mat bir siyah rengi aldı. 2001 modeli için ise, bütün tampon süslemeleri kaldırıldı ve yeni bir petekli ızgara eskisinin yerini aldı.

2003 yıllında araç’ın iç tasarımına biraz değişiklikler yapıldı. İç kapı döşemeleri ve koltuklar yenilendi ve yan airbagler bir seçenek haline getirildi. 2001′den sonra bütün CVPI modelleri dıştan aynı gözükür ve 2003′den sonra üretilen araçlar farklı jantlara sahiptir. CVPI’in şasesi, frenleri, süspansiyonu ve direksiyon sistemi 2003 yıllı için yeniden tasarımlandı. Bu değişikliklerden dolayı yeni araçların jant ofsetleri artırıldı. 2003 ve sonrası jantlar eski içbükey jantlara göre daha düz bir görünüme sahiptir.

2004 ve sonrası modeller 250 beygir güç üreten bir motora sahiptir. Bu beygir artısı yeni bir hava giriş sistemi sayesindedir. Yeni sistem Mercury Marauder’da bulunan daha büyük ve derin hava filtresi kutusunu kullanır. Bu hava filtresi kutusunda birde 80 milimetrelik bir hava kütle emiş sensoru (MAF ya da Mass Air Flow sensor) bulunur. Bu yeni parçalar daha kusursuz bir ayarlama sağlar ve hava kaçıklarını azaltır. Aynı zamanda daha düz bir sekil alan ve “P71 zip tube” adi verilen bir hava borusu kullanılır. Yeni hava borusu ses, titreşim ve hava şiddetini azaltır.

2005 modelleri diğer modellerden kolayca ayırtı edilebilir, çünkü bu model araç’ın sağ arka tarafında direk bir anten bulunur. 2006 yıllı için eski modellerdi olduğu gibi bu anten yine arka cam’ın içinde yer alır.

2006 modellinde birde yeni tasarımlanmış takometreli ve dijital odometreli bir gösterge bulunur. Kursun geçirmez on kapılar 2006 ve sonrası modellerde bir seçenektir.


Sivil ve Polis Modellerinin Kıyaslaması

Bazı insanların inanışlarına karşıt, Crown Victoria modelinin polis ve sivil tiplerinin arasında çok fazla bir fark bulunmamaktadır. Police Interceptor modeli Crown Victoria ile aynı 4.6 litrelik SOHC V8 motorunu ve elektronik 4 vitesli otomatik şanzımanı kullanmaktadır, ama yinede bazı değişiklikler bulunur. Police Interceptor harici bir motor yağ soğutucusu kullanır ve bu motorun aşırı derecelerde boş çalıştığı zamanlarda kızmayı engeller. Police Interceptor birde 140 mil/s (220 km/s) hız göstergesine sahiptir.

2006′dan sonra üretilen modellerde 3.55 rasyolu bir arka aks bulunmaktadır ve bu nedenden dolayı son süratleri elektronik olarak 120 mil/s (200 km/h) olarak ayarlanmıştır. Daha önceki modellerde 3.27 rasyolu bir arka aks bulunur ve son surat 130 mil/s (216 km/s) olarak ayarlanmıştır. Son süratte bu 10 mil/s’lik düşüş daha yüksek süratlerde arka tekerlekleri suren şaft’ın hasar görememesi içindir. Ford 1999 ve ilk çıkan 2001 modellerde 3.55 rasyolu bir arka aksin beraberinde alüminyum ve metal karışımlı hafif bir şaft kullanmıştı ve bunun sayesinde araç 130 mil/s’in (216 km/s) üzerindeki süratlere kolayca ulaşabiliyordu. Ama bu şaft’ın üretimi tamı alüminyum olan şaftlardan daha pahalıydı ve yapımı sadece iki buçuk sene surdu. Şaft’ın üretimi durunca, Ford yine 3.27 rasyolu bir arka aks kullanmaya başladı. 2006 modelleri için rasyo yine 3.55 olarak çıkartıldı ama bu sefer araç’ın son sürati düşürüldü.
İki modelin arasındaki öteki fark, Police Interceptor modelinin “dayanıklı” amortisörlere sahip olması. Bu amortisörler araç’a daha sert bir biniş verdi. Police Interceptor aynı zamanda çelik ya da plastik krom jant kapaklı çelik jantlara sahiptir.

Bu modele özel olan bir başka özellik ise motor ayarlaması’nın daha yüksek bir devir’de (+40 RPM) çalışmasıdır ve farklı emisyon ayarlarıdır. Police Interceptor modelleri birde kuvvetlendirilmiş şase ve body monte parçaları ve alüminyum şaft (1999′dan 2001′in ilk modelleri hariç, onlar alüminyum metal karışımı daha hafif bir şaft kullanır) kullanır. Kitli bir arka diferansiyel seçenek olarak sunulur. Police Interceptor birde T-409 çelik bir çiftli egzoz sistemine sahiptir. Egzozda yankılayıcı bulunmaz ve aynı sistem “Handling and Performance Package” özellikli diğer modeller, LX Sport ve Orta Doğu modellerinde de kullanılır ama tek far bu modellerde yankılayıcı bulunur. Yankılayıcı bulunmaması egzozu daha sessiz yapar ve titreşimi önler ve aynı zamanda egzoz sisteminde bulunana kısıtlamaları kaldırır.

Ön koltukların arka tarafında birde çelik bir plaket bulunur. Arka koltukta tutuklu taşındığı zaman bu plaket bıçak veya benzeri bir objeyi geçirmez ve on tarafta oturan kişileri korur.

Police Interceptor daha yüksek olarak ayarlanmış esnek yaylara sahiptir ve sivil Crown Victoria’dan 2 santimetre daha yüksek oturur. Araç’ta bulunan arka anti-roll barları “Handling and Performance Package” seçenekli ve LX Sport modellerinde bulunandan daha incedir. 2004 ve sonrası modellerde 200 amperlik dinamo ve 78 amper-saatlik akü bulunur. Modellerin büyük bir kısmında da ön iki koltuğun arasında boşluk vardır. Bu boşluk laptop ve benzeri polis donatımları’nın monte edilmesi için bırakılmıştır.

Ford otomobil’in bagajında yer alacak ekipmanlar için birde bir paket sunar. Paket silah ve benzeri eşyaların bagajda daha güvenli bir şekilde taşınmasını sağlar. 2005′den itibaren bu model’de yangın önleme sistemi bir seçenek olarak sunulmuştur.

Araç’a monte edilen siren, ışıklandırma ve diğer ekipmanlar polis departmanları tarafından alınır ve monte edilir.


Problemler ve Eleştiriler

Yol kenarında park eden polisler bazen kazaya uğrar. Arkadan süratli gelen araçlar tarafından çarpılınca, bazı park halindeki Police Interceptor modelleri alev alıp yangına yol açar. Yangın otoban süratlerinde (120 km/h+) bir araç’ın park halindeki Police Interceptor’a çarpmasıyla baslar. Kaza sırasında şiddet yakıt deposunu deler ve yangın meydana çıkar. Fizik kanunlarına göre bu beklenir bir sonuçtur, ama Ford alevlenmeyi önlemek için Police Interceptor modellerine otomatik olarak çalışan bir yangın önleyici sistem sunar. Aynı zamanda otomobil’in bagajında yer alan sivri objeleri taşımak için bir bagaj paketi seçenek haline getirilmiştir. Bu paket’in fiyatı $150 Amerikan dolarıdır ve yangın önleyici sistem ile beraber 2005 yılı ve sonrası araçlarda bulunur.

İlk çıkan 2003 modellerinde de problemler bulundu. Yeni tasarlanmış jantlar erken paslanır ve bazı araçlarda yeni direksiyon sistemi 16,000 kilometre’den önce problem yaratırdı. Bu problem aynı zamanda bazı 2004 model Mercury Marauder modellerinde de vardı. Police Interceptor jantları için Ford “04M05″ kod adli bir geri çağırma programı düzenlendi. Bu problem’den etkilenen 2003 – 2005 model araçlar herhangi bir Ford yetkili satıcısında bedava olarak tamir edilebilir ve gerekirse parçalar değiştirilir.


Popüler Kültür

Polis ve taksiciler tarafından çok tutulduğu için, Crown Victoria’lar birçok film ve televizyon programlarında görülür. Bazı zamanlarda Crown Victoria yerinede Grand Marquis kullanılır.


Müstakbel Gelecek

  • Ford Motor Şirketi Crown Victoria Police Interceptor modelinin daha uzun bir zaman için üretileceğini açıkladı.[1]
  • İleride olabilecek bir değişiklik halinde, yeni araç’ın tasavvur için yapılmış Ford Interceptor modeline benzeyeceği iddia ediliyor.


Bağlantılı Metinler

  • Ford Crown Victoria
  • Lincoln Town Car
  • Mercury Grand Marquis
  • Mercury Marauder


Resmi Olmayan Web Sayfa ve Referanslar

  • Crown North America - Fabrika’da monte edilebilen polis ekipman paketleri
  • Grandmarq.net Forumları
  • CrownVic.Net Forumları
  • CrownVic.us Forumları
  • Polis araçları resimleri
  • AutoGuideWiki.com
  • Jonelle’in Crown Victoria’ları
  • Liquid’in Crown Victoria senelik değişiklikler sayfası
  • Kullanılmış satılık Crown Victoria’lar
Posted by admin in Uncategorized

Johann Vogel

August 4, 2008 6:55 pm

Johann Vogel (d. 8 Mart 1977 - Cenevre, İsviçre) İsviçreli orta saha oyuncusu. 2005 yılından itibaren AC Milan’da oynayan Vogel, aynı zamanda İsviçre Milli Futbol Takımı’nın kaptanıdır.

Haziran 2006 itibariyle 89 kez milli formayı giymiş ve 5 gol atmıştır.


Kariyeri

  • 1992-99 Grasshoppers 133 (13)
  • 1999-05 PSV Eindhoven 169 (7)
  • 2005-2006 AC Milan 14 (0)
  • 2006- Real Betis 14 (0)

Not: Takımları yanındaki sayı toplam oynadığı maçı, parantez içindeki sayı ise attığı golü göstermektedir.

Posted by admin in Uncategorized

İstishâb

August 4, 2008 1:50 pm

İstishâb, bir İslam hukuku terimi.

İstishab; geçmişte sabit olan bir hükmün, sonradan değiştiği bilinmiyorsa ve/veya değiştiğine dair bir delil bulunmuyorsa, aynı kalmasına hükmetmektir. Örneğin, tersi bir haber gelinceye kadar bir çiftin evliliklerinin devam ediyor kabul edilmesi.

Posted by admin in Uncategorized

Andromeda Gökadası

August 3, 2008 4:20 pm

Andromeda Gökadası (ayrıca Messier 31, M31, ve NGC 224 olarak da bilinir) Andromeda Takımyıldızında bulunan bir sarmal gökadadır. Spitzer Uzay Teleskopundan ele edilen verilere göre 1 trilyon yıldıza ev sahipliği yapmaktadır. Samanyolu galaksisi ile arasındaki uzaklık yaklaşık olarak 2 milyon ışık yılıdır (ışık yılı: ışığın 1 yılda aldığı yoldur). 2006 ölçümlerine göre Samanyolu, Andromeda’nın kütlesinin ancak ~80%’ine sahiptir. Andromeda’nın bir diğer özelliği ise, çıplak göz ile Yer’den görülebilen en uzak gök cismi olmasıdır. Ayrıca Samanyolu’na en yakın büyük gökadadır. Andromeda, Samanyolu’na her gün yaklaşık 9 milyon km yaklaşmaktadır. İki galaksinin karşılaşması ortaya yeni yıldızların oluşacağı bir patlamaya neden olacaktır.

Posted by admin in Uncategorized

Bölcek

August 3, 2008 3:15 pm

Bölcek, Kütahya’ya 2 km uzaklıkta bir köydür.

Kuruluşu Kütahya’nın fethine dayanan, Germiyan Beyliği’ne ait Türk ailelerin yaşadığı bir köy. 2. Yakup beyin meşhur imaret vakfiyesinde 9. satırda adı geçer.2006 yılında kütahyanın mahallesi haline geldi. köy halkı kütahya tabiriyle çelebi ruhludur. köy geçimini tarım ve hayvancılık ile sürdürdü. Fakat çevre yolunun köy arazisi içinden geçmesi ve köy merasının çeşitli kurumlar tarafından kullanılmasıyla özellikle son zamanlarda ekonomik olarak geriledi. kütahya ile d.p.ü. arasında kalan köy, Kütahyanın gelişim sahasında imar alanı içinde kalması tarım alanlarının azalmasına ve hayvancılığı sıkıntıya sokmuştur.

   Ispanağı, havucu  son zamanlarda ise manda kaymağı ile meşhur olmuştur.                                                                                                  Daha önceleri çivardaki parmakören ve dumlupınar köyleri ile  üçler belediyesi adı altında bir belde iken mahkeme kararı ile tekrar köy olmuş sonundada kütahya belediyesi içinde bir mahalle olmuştur.
Posted by admin in Uncategorized

Set Maat

August 3, 2008 10:30 am

Firavunlar döneminde Yukarı Mısırda, bugünki Luxor yakınlarındaki Krallar vadisinde bir köyün adıdır. Türkçesi Hakikat Meydan olan bu köy ismini dönemin Tanrıçası Maat’tan almaktadır. Bugün Hala Teb şehrinin batı kıyısında yeralan Deyrü’l Medine ziyaret edildiğinde, Hakikat Meydanının (Set Maat’in) kalıntılarını görmek mümkündür.

Posted by admin in Uncategorized

Siyavuşpaşa Kasrı

August 2, 2008 11:20 pm

Havuzlu Köşk (Çavuş Başı) isimleriyle de bilinen Siyavuşpaşa Kasrı İstanbul Bahçelievler ilçesi sınırları içinde yer almaktadır.

Milli Egemenlik Parkının içinde bulunmaktadır. Yapılan ek ve değişikliklere karşın, köşkün genel görünüşü 16. Yüzyıl Osmanlı sivil mimarlığının tüm özelliklerini yansıtmaktadır. Günümüzde çocuk kitaplığı olarak değerlendirilmektedir. Adını 16. Yüzyılda Sultan III. Mehmet zamanında iki defa sadrazamlık yapmış olan Siyavuşpaşa‘dan almıştır.

Posted by admin in Uncategorized

Sosis

August 2, 2008 6:25 pm

Sosis, içinde hayvan eti bulunan, genellikle baharatla yoğurularak, hayvan bağırsağı içinde yarı ya da tam pişirilerek hazırlanan gıda maddesidir.

Baharatlı içeriği sebebiyle, ilk olarak Ortadoğu-Hint bölgesinde ve Çin’de üretildiği düşünülmektedir. Et kültürü bulunan her bölgede benzer ürünler görmek mümkündür. M.Ö. 500 yıllarının Çin ve Yunan kaynaklarında kayıtlar mevcuttur. Çiğ, pişmiş, tütsülenmiş ve kurutulmuş olmak üzere çeşitleri mevcuttur.

Posted by admin in Uncategorized

Gamze Özçelik

August 1, 2008 5:40 pm

Gamze Özçelik, ( 26 Ağustos 1982, İstanbul ), Türk oyuncu, sunucu ve model.

Maltepe Anadolu Lisesi ve Bilgi Üniversitesi’nde eğitimini tamamladıktan sonra, 1999′da Elite Model Look 4. sü, 2000′de Kanal D 2. güzeli seçilmiş ama bir hayır defilesi dışında podyuma çıkmamış, oyunculuğa ağırlık vermiştir. Popstar isimli yarışma programında sunuculuk yapmış ve tüm Türkiyenin beğenisini kazanmıştır.

2005 yılı içinde cep telefonu kamerası ile gizlice çekilen görüntüleri nedeniyle yıl içinde Google Türkiye’de en çok aranan isim olmuştur. Bu görüntülerin tecavüz olduğu adli tıp tarafından kanıtlanmış ve zanlı Gökhan Demirkol 10 yıl hapis istemiyle yargılanmıştır. Bu zor günlerinde en çok işine sığınmış ve ‘Seni Seviyorum’ isimli tiyatro oyununda oynamıştır. Ardından “Arka Sokaklar” isimli polisiye dizide oynamış ve dizi büyük beğeni kazanmıştır. Gamze Özçelik verdiği hukuk mücadelesinin peşini bırakmamış ve tecavüzcü eski sevgilisini 8 yıllık cezaya mahkum ettirmiştir.Herzaman Türk adaletine güvendiğini belirterek ve veridiği mücadelede haklı olduğunu kanıtlayarak tekrar insanların sevdiği oyuncu olarak ekranlarda başarılarını imzalamaktadır.Buzda Dans, Popstar, Türkstar gibi başarılı yarışma programlarının sunuculuğunu
üstlenmiş ve birçok özel gecenin sunumunu yapmıştır.


Filmleri

  • Hırsız Var! 2004


Dizileri

  • Eyvah Kızım Büyüdü 1998
  • Cinler ve Periler 2001
  • Tatlı Hayat 2001
  • Serseri 2003
  • Savcının Karısı 2005
  • Arka Sokaklar 2006


Tiyatro Oyunları

  • Seni Seviyorum 2006


Dış bağlantılar

  • IMDb Profili
Posted by admin in Uncategorized

Örümcek Ağı Operasyonu

August 1, 2008 10:45 am

Örümcek Ağı Operasyonu, Konya İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Ereğli ve 10 ilde yapılan operasyon.

Dolandırıcılık, baskı ve tehdit yoluyla Konya’da bir süt fabrikasını (Gül Süt), Antalya’da akü (Toros Akü) ve Adana’da bir yem fabrikasını (Denge Yem) üzerlerine geçirdikleri belirlenmiş, yapılan aramalarda çok sayıda çek ve senet ele geçirilmiştir.

16 Şubat 2007 tarihinde Ereğli İlçesi ile Ankara, Adana, Antalya, Gaziantep, İzmir, Bursa, Çorum, Muğla, Antalya ve İstanbul’da düzenlenen Örümcek Ağı Operasyonu’nda aralarında eski Gaziantep Milletvekili Ali Özdemir’in de bulunduğu 23 kişi gözaltına alınmıştır.

Eski milletvekili dahil 4 kişi, savcılıkta ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılmış, mahkemeye sevk edilen 19 şüpheliden 18′i tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

Çete lideri Mehmet Özönder ve ekibinin çeşitli yöntemlerle ele geçirdikleri fabrikaların değerinin 50 milyon YTL olduğu bildirilmiştir. Takvim Gazetesi-’Örümcek Ağı’na takıldılarÖzönder’in daha önce kendisini DGM savcısı olarak tanıtıp İstanbul’da bir fabrikaya el koymaya çalıştığı, yurtdışından sahte hukuk fakültesi diploması almak için girişimde bulunduğu; bunun yanısıra gasp, darp ve dolandırıcılık başta olmak üzere 20’ye yakın suçtan poliste kaydı bulunduğu ortaya çıktı.Son Haber-”DGM Savcısıyım” diyerek dolandırdı


Referanslar

Posted by admin in Uncategorized

Wesselburener Deichhausen

August 1, 2008 10:00 am

Flama Konum
Temel veriler
Eyaleti: Schleswig-Holstein
İli: Dithmarschen
Rakım: 0 metre
Yüzölçümü: 5.07 km2
Nüfus: 142 (30 Eylül 2005)
Posta kodu: 25764
Telefon kodu: 04833
Plaka kodu: HEI
Belde/belediye başkanı: Reimer Jürgens
Resmi Web Sitesi: www.wesselburen-online.de

Wesselburener Deichhausen Almanya’nın kuzeyinde Schleswig-Holstein eyaletinde, Dithmarschen iline bağlı bölge. 5.07 km2 yüzölçüme sahiptir. Nüfusu, 30 Eylül 2005 itibariyle yaklaşık 142 olarak tesbit edilmiştir. Belediye Başkanlığı Reimer Jürgens tarafından yürütülmektedir.


Dış bağlantı

  • www.wesselburen-online.de
Posted by admin in Uncategorized

Mehmet Ragıp

August 1, 2008 9:45 am

Mehmet Ragıp (d. 1965, Eskişehir), Türk şair, deneme yazarı.

1965′te Eskişehir’de doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara’da tamamladı. Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nden mezun oldu.

Şiire ilkokul sıralarında başladı. Şairin ilk kitabı için Vecihi Timuroğlu’nun yazdığı tanıtma yazısında belirttiği üzere, “ilk dizelerini kurduğunda, düşünceye ağırlık vereceği apaçıktı” ve “sözün düşünsel gücünün, şiire, duyumsal etkisinden daha yararlı olacağına inandı”. Ancak, felsefi gönderemeler peşinde olmadı. İlk şiirini 1981′de yayınladı. ODTÜ 1. Üniversiteler Arası Şiir Ödülü’nü paylaştı (1991). “Sürekli ve Birer Birer” adlı şiir kitabıyla, Çankaya Belediyesi ve Damar Edebiyat Dergisi’nin düzenlediği 1. İlkbahar Şiir-Öykü Yarışmasında, şiir dalında ikincilik ödülü aldı (1992). Çeşitli dergilerde şiirler, şiir, edebiyat ve estetik üzerine denemeler yayınladı. Denemelerinde, estetiğin, bilimsel bir disiplin kılınması gerektiğine işaret etti.


Yapıtları

  • Sürekli ve Birer Birer (1992)


Ödülleri

  • ODTÜ 1. Üniversiteler Arası Şiir Ödülü
  • 1992 Çankaya Belediyesi ve Damar Edebiyat Dergisi 1. İlkbahar Şiir-Öykü Yarışması İkincilik Ödülü
Posted by admin in Uncategorized

Belirsizler

August 1, 2008 6:55 am

Belirsiz, matematikte tanımı olmayan ifadelere denir. Tanımsız ifadeler olarak da geçer. Bir ifadenim belirsiz olması için tanımlanamaması veya tanımların farklı olmasıdır. Bu ifadeler:


Sonsuz/Sonsuz belirsizliği

Bunu anlamak için sonsuzla ilgili bir örnek verelim.sayı doğrusunda 0 ile 1 arasında sonsuz reel sayı vardır.Peki, 0 ile 2 arasında da sonsuz adet reel sayı vardır.Bu iki sonsuz eşit midir? Yoksa biri diğer sonsuzun iki katı mıdır?Sonsuzun iki katı yine sonsuz değil midir? Buradaki iki sonsuzun eşit olmadığı açıkça belli.Bunun için Sonsuz bölü sonsuz veya sonsuz-sonsuz belirsizdir.

Başka bir örnek; boyutları 1 cm x 1 cm olan bir kağıtta sonsuz adet nokta vardır.Boyutları 100×100 cm olan bir kağıtta da sonsuz adet nokta vardır.


0′ı 0′a Bölmek

Herhangi bir sayıyı kendisine böldüğümüzde sonuç genellikle 1 olur.Ama 0 bölü 0 ne sıfırdır, ne de 1′dir.Bunu daha iyi bölme işleminin tanımını bilmek gerekir.Bölme işlemi demek bir sayıdan başka bir sayıyı 0 kalana kadar kaç kere çıkarabileceğimizi bulmaktır. 0/0 ı deneyelim.0′dan sonsuza kadar 0′ı çıkarsak hep kendisi kalır.Bu durumda işlemin sonucunu sonsuz diyebiliriz.Ama her 0 çıkartığımızda 0 kalır.Yani hiç çıkartamayız.İşlemin sonucu 0′dır diyebiliriz.Burada açıkça bir çelişki oluşur.
Bu işlemin sonucuna 1 dersek ne olur?: bütün sayıların 0′a eşit olduğunu, 2+2′nin 5 olduğunu ve en korkuncu her şeyin yok olduğunu ispatlayabiliriz.Tabi bütün sayılar sıfıra eşit değil ve evren hala yerinde duruyor.ASLINDA BENİM BİLDİĞİM 0 BÖLÜ 0 BELİRSİZDİR!!!


Bir Sayının Sonsuza’a Bölümü

Harhangi bir sayıyı sonsuza bölmeden önce 1′i başka sayılara bölelim.Aşağıda görüldüğü gibi bölen sayı büyüdükçe sayı küçülüyor, yani 0′a yaklaşıyor.Peki ya bölen sonsuz olursa? o zaman sonuç 0 olur.
Sadece 1′i değil bütün sayıları(sonsuz, bir sayı değil) sonsuza bölersek sonuç 0 olur.
Yani “sonsuz x 0″ hem 1′e hem 2′ye… bütün sayılara eşit olabilir.Eğer bir işlemin sonucu 1′den fazla ise o işlem tanımsız veya belirsiz olur.

Posted by admin in Uncategorized

Sahur

August 1, 2008 3:40 am

Sahur, Ramazan ayında oruç tutan Müslümanların gün doğmadan, sabah ezanının ilk okunacağı vakte (imsak vaktine) kadar yedikleri yemek. Buna göre sahur; hem oruç için gece yenilen yemeğin hem de bu yemeğin vaktinin adıdır.Oruç tutmak için sahura kalkmak şart değildir.

Muhammed “Sahurda yemek yiyiniz, çünkü sahur yemeğinde bereket vardır.” demiştir.

  • illere göre sahur saatleri
Posted by admin in Uncategorized

Erzincanspor

August 1, 2008 2:50 am


Kulüp Bilgileri

ERZİNCANSPOR

1968 yılında SPOR KULÜBÜ olarak kurulmuştur.takımın renkleri Kırmızı - Siyah tır.Takımın stadı 13 Şubat Stadı dır. Aynı zamanda amatör branşlar içinde tesisi bulunmaktadır.Futbol dışında başta basketbol olmak üzere çeşitli amatör branşlar bulunmaktadır.Taraftar içerisinde DOĞUNUN BOĞASI sloganı bulunmaktadır bu slogan ErzincanSpor un e ve s’si (es) ve yüzyıllar boyu Erzincan’ın simgesi olan kartal figürünün kartal yakıştırılmasından gelmiştir.ES ES sloganı eskişehirsporu çağrıştırmaktadır.DOĞUNUN BOĞASI futbol takımının en büyük tarihi başarısı 1997-1998 yılında 1-lig’e terfi maçında yarı finalde sakaryaspor’la karşılaşmış normal süresi 0-0 biten karşılaşmayı uzatmalarda 4-1 kaybederek elenmiştir. 2006-2007 sezonunda 2-b 4-grupta mücadele etmektedir.


Stad Bilgileri

13 ŞUBAT STADI şehir merkezinde 6000 kişilik tamamı koltuklu 1 kapalı,1 açık tirübün olmak üzere tamamı gelişmiş ve çim kaplı bir staddır.

Posted by admin in Uncategorized

Charles Messier

July 31, 2008 8:30 pm

Charles Messier (26 Haziran 1730 – 12 Nisan 1817)

Fransız gökbilimci. 1774′te bulutsular ve yıldız kümeleri gibi 45 derin uzay nesnesinden oluşan bir katalog yayımladı. Bu kataloğun hazırlanma amacı, kendisi gibi kuyrukluyıldız avcılarına ve diğer gökyüzü gözlemcilerine, değişmeyen gökcisimleriyle hareketli gökcisimlerinin ayırt edilebilmesine yardım etmekti.

1781 yılında katalog 110 ‘Messier Nesnesi’ni kapsayacak şekilde genişletildi. M1′den M110′a kadar olan bu tanımlar, günümüzde hala büyük oranda kullanılmaktadır.

Bu katalog, M1 olarak adlandırılmış Yengeç Bulutsusundan, Andromeda’nın yanındaki küçük eliptik bir galaksi olan M110′a kadar gökbilimsel olarak en önemli gökcisimlerinden çoğunu içermektedir. Messier Maraton’larında amatör astronomlar, genellikle şartların daha uygun olduğu mart ayında, bu 110 gökcismini günbatımından gündoğumuna kadar geçen bir gece içerisinde gözlemlemeye çalışırlar.

Aydaki Messier Krateri ve 7359 Messier göktaşı, onun şerefine isimlendirilmişlerdir.


Kaynaklar

  • İngilizce Vikipedi’deki Charles Messier sayfası


Dış Bağlantılar

  • SEDS: Charles Messier (İng.)
  • Messier Nesnelerinin Amatör Fotoğrafları (İng.)
  • Messier Maratonu (İng.)
Posted by admin in Uncategorized

Celal İbrahim

July 30, 2008 7:05 pm

Celal İbrahim (d. 1884 - ö. 1915), Galatasaray Spor Kulübü’nün 4 numaralı kurucu üyesidir. I. Dünya Savaşı’nda şehit olmuştur. Galatasaray adına Fenerbahçe’ye ilk gol atan futbolcudur.

Mekteb-i Sultani’de hukuk öğrencisi olan 646 okul numaralı Celal İbrahim, Çanakkale Savaşı’na gönüllü asker toplandığı sırada kayıtlardan bir gün önceki gece askerlik şubesinin kapısında beklemiş ve sabah gönüllü listesine ismini ilk yazdıran kişi olmuştur.

Posted by admin in Uncategorized

Eğitimsel toplum bilimi

July 29, 2008 8:15 am

Eğitim kurumlarını ve okullaşma ile modern endüstri toplumlarında okullaşma sistemlerini, ‘okul ile toplumsal yapı arasındaki ilişkileri konu alan, eğitim kurumunun toplumun diğer büyük kurumsal düzenleriyle, yani iktisat, politika, din, vb. ile olan ilişkilerini sosyolojinin yöntemleri ve bakış açısıyla araştıran sosyoloji dalı.


Konusu

Eğitim sosyolojisinin günümüzdeki araş­tırmaları, eğitimin öncelikle, yeniden üreti­lecek bir kültürü, bir bilgi ve beceriyi aktar­mak, sonra da ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkıda bulunmak gibi iki ayrı ve birbiriyle çelişen işlevi olduğunu ortaya koyar. Son zamanlarda, özellikle eğitimin söz konusu iki işlevi bağlamında yapılan eleştirel çalışmaların temel tezi, okul eğiti­minin egemen sınıflar tarafından saptanmış olan toplumsal ve kültürel koşulların yeni­den üretilmesine yardımcı olduğu, ve yine eğitimin hakim kültürün kurumsallaşmasına ve toplumsal tabakalaşmanın pekişmesinde önemli bir rol oynadığıdır.

Klasik sosyolojik kavram ve yaklaşımların karşılıklarının eğitim alanında aranmasının yanında eğitim sosyolojisi, alanda çeşitleri süreçleri, rejimleri, teorileri kendi içerisinde inceler ve analiz eder. Yapısalcı model gibi. Bir eğitim bilimcinin işi uygulamaya yönelik bir sistem ve proje ortaya koymaktır. Eğitim sosyolojisinin verileri eğitim bilimciye kaynak sağlarken aynı eğitimcinin ortaya koyduğu çalışmayı da inceleyen eğitim sosyolojisi bu çalışmanın sonuçlarını eğitimbilim tecrübesi içerisindeki konumunu ortaya koyar. Eğitimbilim’in öncesinde de analizinde de eğitim sosyolojisi vardır.

Posted by admin in Uncategorized

Dokuz korgol

July 28, 2008 9:55 am

Dokuz Korgol veya Kırgızistan Türkçesi ile Tokuz Korgool, dünyada Mankala adıyla, Moğolistan’da Eson Korgool adıyla, Kazakistan’da Tokuz Kumalak veya Dokuz Kumalak adıyla, Türkiye’nin değişik yörelerinde ise Mankala, Mangala, Kale, Altıev, Pıç, Meneli Taş, Evcik, Mereköçtü, Mellegayası ve benzeri farklı adlarla bilinen, çobanların oynadığı çok eski bir Türk zekâ oyunudur. Korgool, keçi pisliği demektir. Oyun, yere kazılan veya ağaca oyulan kuyulardaki taşların birbirlerine aktarılması şeklinde oynanır. Karşılıklı dokuzar kuyu ve iki oyuncunun iki ana haznesi ile toplam 20 hazneden oluşan oyun tahtasında her oyun kuyusundaki dokuzar taşın belli bir stratejiye dayalı olarak saat yönünde kuyulara aktarılmasıyla devam eder. Sonuçta hangi oyuncu daha çok korgool almışsa o oyunu kazanır. Kasparov’un Dokuz Korgool ustasına bu oyunda yenildiği bilinir. Oyun matematikle çok ilgili bir oyundur. Arslan Küçükyıldız’ın belirttiğine göre Mankala sözü Minkale (Binkale) sözünden gelmektedir. Oyunun Dünyadaki yaygın adlarından biri de Kaleh veya Kale’dir. Türkler bu çok eski oyunlarını alıp formlaştırmakta yavaş davranmışlar, bunun üzerine yabancılar da bu oyunu Afrika’ya, Araplara vb. mal ederek, oyunun internet de dahil her türlü geliştirilmiş ögesini, kitabını, oyun tahtasını vs. piyasaya sürmüşler ve telif hakları elde etmişlerdir. Günümüzde Kırgızistan ve Kazakistan’da bu oyunun kulüpleri kurulmaya başlanmıştır.

Posted by admin in Uncategorized

Turan Dursun

July 28, 2008 7:20 am

Turan Dursun (1934 - 4 Eylül 1990), yazar, düşünür, imam, müftü ve ateist.


Yaşamı

Turan Dursun, 1934’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Gümüştepe köyünde dünyaya gelir. Dursun ailesinin 8 çocuğundan biridir. Daha 5 yaşındayken babasının arzusu ve kararıyla tüm ailesiyle birlikte Ağrı’nın Tutak ilçesinde dedesinden kalma yerlere tekrar sahip olmak ve oraları işletmek umuduyla göç ederler. Babası aileyi geçindirmek üzere köylerde imamlık yapmaya başlar. Kıt kanaat geçinen babasının tek arzusu oğlunun Basra’da ve Küfe’de bulunmayacak derecede bir din alimi olmasıydı. Babası kendisini yatılı din okullarına, kuran kurslarına, ünlü hocalarının yanına eğitim için verir. 5 yaşından itibaren dini eğitim almaya başlayan Turan Dursun’un hocaları arasında şunlar vardır: Şeyh Ramazan, Molla Nadir, Molla Zahid, Çerkez Hoca, Tahir Efendi…

Bu hocalardan dini eğitimi alabilmek için ta Ağrı’dan Muş’a, Adana’ya ve ordandan Türkiye’nin birçok şehrine, kasabasına ve köyüne gider. Biri hariç tüm hocalarýnda bedava eğitim görür. İşte bu hocadan ders alabilmek için kendisinden istenilen zamanın parasıyla 100 TL’yi ödeyebilmek için hem esans satmaya hem de hocalık yapmaya başlar ve ancak böylelikle o hocadan ders alır. Kendisinin hocalık yaptığı kişi ise daha sonraları Ankara Elmalıdağ Müftüsü olur. Askerlik çağına ulaşana kadar Kürtçe’yi, Çerkezce’yi, Arapça’yı öğrenir. Kendisi bir İslam hukukçusu, İslam kelamcısı, hadis bilimcisi, usulü hadisçisi, doğu ve din etnoloğu olur. Antropolojiyle de yakından ilgilenir.


Müftülük Yılları

Müftülük sınavını kazandıktan sonra ilkokul diploması olmadığı için tayini yapılamaz ve bu yüzden İstanbul Mahmutpaşa İlkokul’nu kısa sürede dışardan bitirir. Sivas müftüsü iken de ortaokulu dışardan bitirir ve en son liseyi tam bitirmek üzereyken (sadece dört dersi kalmışken) ölümcül bir silahlı saldırıya hedef olur.
İlk imamlık deneyimlerini askere alınmadan önce Tarsus’a bağlı Baltalı köyünde yapar. Askerliğinden sonra İstanbul’da bulunan İsmailağa ve Üçbaş Medreselerinde hocalık yapar.
Daha sonra müftülük yılları başlar. İlk olarak Tekirdağ’da müftü yardımcısı olarak göreve başlar. Ardından Gemerek’te, Altındağ’da, Sivas’ta ve son olarak da Sinop’un Türkeli ilçesinde müftü olarak görevde bulunur. 1958 yıllında başlayan müftülük görevi 1966’ta son bulur. Bu yıllar arasında birçok şeye tanık olur, sürgün edilir.

Sivas’tan Sinop’a sürgün edilmesinin sebepleri:

- Çirkinlikleri gidermek.

- Sivas’a bağlı bütün köylere 50’şer ağaç diktirmek.

- Müftülük lojmanı yerine göğüs hastalıkları hastanesinin yapılmasına önayak olmak ve yaptırmak.

- Bu hastanenin yapılması için köylerden ve kasabalardan yardım olsun diye buğday toplamak.

- İmamların eğitimine önem vermek, onları sinemaya götürmek, imamlar için konferanslar vermek, Milli Eğitim Bakanlığı ile anlaşarak imamlara diploma verilmesini sağlamak. onlar için bu alanda ilk olan„ imamları yetiştirme kursları“ açmak, bu kurslara ordaki din adamlarının Atatürk büstüne çelenk koyması şartıyla askeriyeden karavana (yemek) dağıtmak.
Bu olayla Atatürk büstüne çelenk koyan ilk müftü ve ilk din adamlarından biri olmakla tarihe geçer.

- Sivas’ın Hazar köyündeki su kaynağından yeterince yararlanmak için baraj yapılması için çalışmalar yürütmek.

Müftü iken İslam’ı, Hıristiyanlığı, Yahudiliği hem kendi kaynaklarından hem de diğer kaynaklardan yararlanarak daha detaylı bir şekilde birbiriyle karşılaştırıp, kökenlerini aramaya yönelik bilimsel çalışma yürütür. Bu çalışmanın yanında söylenceleri ve efsaneleri de okur. Bu yoğun çalışmalar dini inancında sarsıntılar yaratır ve ateist olur.


Prodüktör ve Yazarlık Yılları

Üç çocuk babası Turan Dursun, inancındaki sarsıntı nedeniyle müftülükten istifa eder ve çöpçülüğe başvurur. Bir arkadaşının önerisiyle TRT’de Ambar memurluğu, malzeme memurluğu, koruma memurluğu ve evrak memurluğu gibi görevlerde çalışır. Bu tür işler onu tatmin etmez. Ardından prodüktör sınavlarına girer ve başarılı olur. Bundan sonra TRT’de Kültür Müdürlüğü’nde dinsel yayınların hazırlanmasında prodüktör olarak çalışır. Birçok yapıma imzasını atar, bunlardan en çok yankı uyandıranlar ise şunlardır: “Tarihte Türkler”, “Başlangıcından Bu Yana İnsanlık” ve “Akşama Doğru”. Araştırmasını kendisinin yaptığı ama bir türlü yapımına izin verilmeyen “Birinci Büyük Millet Meclisi Öncesi Ve Sonrası” adlı yapıtı vardır. 16 yıllık TRT’deki görevinden 1982 yılında emekliye ayrılır.

1987 yılında Doğu Perinçek’le tanışır ve onun yardımıyla “2000’e Doğru” adlı dergide “Din Bilgisi” adında bir sayfada yazmaya başlar. Daha sonra Saçak, Teori, Yüzyıl gibi dergilerde de yazar. Yanı sıra birçok kitabı yayına hazırlar. İbn-i Haldun’un Mukaddime’sini Türkçeye çevirir.

Takvimler 4 Eylül 1990′ı gösterirken silahlı saldırıya uğrar ve ölür.


Kitapları

  • Kur’an Ansiklopedisi (14 cilt)
  • Kutsal Kitapların Kaynakları (3 cilt) Kaynak Yayınları
  • Din Bu (4 Kitap) Kaynak Yayınları
  • Kulleteyn (otobiyografi) Kaynak Yayınları
  • Şeriat Böyle Kaynak Yayınları
  • Allah Kaynak Yayınları
  • Dua Kaynak Yayınları
  • Kur’an Kaynak Yayınları
  • Turan Dursun Hayatını Anlatıyor (söyleşi)
  • Müslümanlık ve Nurculuk Kaynak Yayınları
  • İlhan Arsel’e Mektuplar Kaynak Yayınları
  • Ünlülere Mektuplar Kaynak Yayınları


Çevirileri

  • İbn-i Haldun’un Mukaddime adlı eseri (2 cilt)


Dış Bağlantılar

  • www.turandursun.com
  • [1]
Posted by admin in Uncategorized

ISO 9362

July 28, 2008 3:35 am

ISO 9362 (SWIFT kodu veya BIC kodu) uluslararasi para transferlerinde ve haberleşmede kullanılan bir kod sistemidir. Kodlar finans kurluşunun ismi, bulundugu şehire göre verilmesi esasdır. Her finans kuruluşunun merkezlerine ve birimlerin yaptığı işlere göre bir veya daha fazla kodu bulunabilmektedir. Operatörlerin bilgisayar aracılığıyla girdiği kodlar ve mesajlar karşı bankaya özel bir ağ yardımıyla iletilmektedir.

Uluslarası ticarette genel olarak SWIFT veya BIC ifadeleri kullanılır. Swift bu standardı sağlayan Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication kurumunun baş harflerinden gelir. BIC ise Bank Identifier Codes (Banka tanımlama kodları) ifadesinin kısaltılmasıdır.

Swift, söz konusu bankayı belirten 8 veya 11 haneli bir koddan ibarettir. Tüm dünya bankacılık sisteminde SWIFT kodları standarttır.

  • İlk 4 karakter - banka kodu
  • Sonraki 2 karakter - ISO ülke kodu
  • Sonraki 2 karakter - yerel kod (bazı ülkelerde 3 karakter olabilir)
  • (Eğer verilmişse) Son 3 karakter ise - şube kodunu belirtir. (Merkez Şube için XXX kullanılır.)


Türkiye’deki bazı bankaların SWIFT Kodları

  • Adabank A.Ş. : ADABTRIS
  • Akbank T.A.Ş. : AKBKTRIS
  • Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş. : BTFHTRIS
  • Alternatifbank A.Ş. : ALFBTRIS
  • Anadolubank A.Ş. : ANDLTRIS
  • Bayındırbank A.Ş. : BAYDTRIS
  • Denizbank A.Ş. : DENITRIS
  • Finansbank A.Ş. : FNNBTRIS
  • HSBC Bank A.Ş. : HSBCTRIX
  • Koçbank A.Ş. : KABATRIS
  • Oyakbank A.Ş. : TBBKTRIS
  • Şekerbank T.A.Ş. : SEKETR2A
  • T. Garanti Bankası A.Ş. : TGBATRIS
  • T. Halk Bankası A.Ş. : TRHBTR2A
  • T. Vakıflar Bankası T.A.O : TVBATR2A
  • T.C. Ziraat Bankası A.Ş. : TCZBTR2A
  • Tekfenbank A.Ş : TEKFTRIS
  • Toprakbank A.Ş. : TOPRTRIS
  • Türk Ekonomi Bankası A.Ş. : TEBUTRIS
  • Türk Ticaret Bankası A.Ş : TTIBTRIS
  • Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. : IMARTRIS
  • Türkiye İş Bankası A.Ş. : ISBKTRIS
  • Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. : YAPITRIS


Dış bağlantılar

  • SWIFT.com ana sayfa
  • Genel swift kodu arama sayfası
Posted by admin in Uncategorized

Huzurkent

July 27, 2008 11:50 pm

Huzurkent, Tarsus’a 5 km, Mersin’e 25 km uzaklığında, 25.000 nüfuslu beldedir. Ahalisi genellikle tarımla geçimini sağlar. 1969 yılında kurulmuştur, 1970 yılında ise belediyelik olmuştur. Nüfusun çoğunluğu tarımla uğraşır.Kuzeyinde türkiyenin en büyük organize sanayi bölgeleriden birine sahiptir.Sahiliyle göz kamaştırır.huzurkent sahili şuan tam anlamıyla kaderine mahkum edilmiştir sahilde en son 2 sene önce kumdan heykeller yapılmıştı huzurkent ana mahalleler olarak bahşiş kulak ve köselerli diye 3 e ayrılmaktadır fakat devletin yaptığı yatırımlar sayesinde devamlı gelişerek adnan menderes ve gazi mahallesi oluştu halk hükümetin sel nedeniyle verdiği prefabrike evlerde oturmaktadır yeni yetişen gençlerin bir çoğu işsizdir

Posted by admin in Uncategorized

Ragueneau

July 27, 2008 7:10 pm

Ragueneau, Cyrano de Bergerac isimli tiyatro eserinin kahramanlarındandır. Geçimini pastahane işleterek sağlarken, amatör olarak şairlik de yapar. Yemek tariflerini şiir olarak yazmasıyla, şiirlerini dinlenmeleri için çağırdığı şairlere bedava pasta ile dağıtmasıyla bilinir. Cyrano’nun yakın arkadaşlarındandır.

Pastanesi günümüzde aynı isimle Paris’te St Honoré caddesinde servis vermeye devam etmektedir.

Posted by admin in Uncategorized

Wachtberg

July 27, 2008 4:50 pm

Flama Konum
Temel veriler
Eyaleti: Kuzey Ren-Vestfalya
İdari Merkez: Köln
Yüzölçümü: 49,62 km²
Nüfus: 19947
Nüfus yoğunluğu: Km² başına 402
Posta Kodu: 53343
Belediye Başkanı: Theo Hüffel
Resmi Web Sitesi: Wachtberg

Wachtberg, Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde kent. Yüzölçümü 49,62 km²’dir. Nüfusu 30 Haziran 2006 itibariyle 19947 olarak saptanmıştır. Km² başına 402 kişi düşmekte, belediye başkanlığı Theo Hüffel tarafından yürütülmektedir.

Posted by admin in Uncategorized

Bernardo Bertolucci

July 27, 2008 2:30 pm

Bernardo Bertolucci, (1941-…) İtalyan sinema yönetmeni, özellikle “Paris’te Son Tango” (Ultimo Tango a Parigi) isimli filmiyle ün yapmıştır.


Filmografi

  • La Commare secca, 1962 (Korkunç Orakçı)
  • Prima della rivoluzione, 1962 (Devrimden Önce)
  • Il Canale, 1966
  • Partner, 1968
  • Amore e rabbia, 1969
  • La Strategia del ragno, 1970 (Örümceğin Stratejisi)
  • Il Conformista, 1971 (Konformist)
  • Ultimo tango a Parigi, 1973 (Paris’te Son Tango)
  • 1900, 1976 (Bin Dokuz Yüz)
  • La Luna, 1979 (Ay)
  • La Tragedia di un uomo ridicolo, 1982
  • L’Ultimo Imperatore, 1987 (Son İmparator)
  • The Sheltering Sky, 1990 (Çölde Çay)
  • Il piccolo Buddha, 1993 (Küçük Buda)
  • Io ballo da sola, 1996 (Çalınmış Güzellik)
  • L’Assedio, 1998 (Teslimiyet)
  • , 2002
  • I Sognatori, (Düşler, Tutkular & Suçlar)2003
Posted by admin in Uncategorized

MS-DOS

July 27, 2008 9:35 am

MS-DOS (MicroSoft Disk Operating System), Microsoft firmasının geliştirdiği bir DOS sistemidir. 1980′li yıllarda PC uyumlu platformlar üzerinde kullanılan en yaygın işletim sistemiydi. Masaüstü bilgisayarlardaki popülerliğini, zamanla yeni nesil Windows işletim sistemlerine bıraktı.

MS-DOS, ilk olarak 1981 yılında piyasaya sürüldü. Microsoft firmasının bu ürünü geliştirmeyi 2000 yılında durdurdu. MS-DOS’un tam sekiz ana sürümü vardır. Sağladığı önemli gelir ve pazarlama kaynakları ile MS-DOS, Microsoft’un programlama dilleri üzerinde çalışan küçük bir şirket kimliğinden çıkıp, çeşitli yazılım ürünleri geliştirebilen büyük bir firma olma yolunda ilerlemesine neden oldu.

MS-DOS’un en son sürümü 1994′te piyasada yer alan 6.22 sürümüdür. 8.0 sürümü ise Windows 2000 ve Windows ME işletim sistemlerine, bir işlem içinde çeşitli işlemleri yapabilmek için yerleştirilmiş olsa da bu sadece varsayılma’dan (emulatör) başka bir şey değildir.

Microsoft MS-DOS’u geliştirmeyi durduğunu ilan ettiğinde, serbest DOS’u yaşatmak için FreeDOS projesi doğmuştur.

Microsoft’un Windows NT’ye kadar olan sürümleri (3.x, 95, 98 ve ME) DOS üstüne kurulmuş grafiksel kullanım yazılımlarıdır. Daha modern Windows sürülümleri ise kendi çekirdeğine sahip olup MS-DOS yazılımlarını kullanabilmek için DOS’u sadece varsayım olarak barındırmaktadır.

DOS tabanlı yazılımlar, genelde bilgisayarın grafik ve ses özelliklerini ya hiç ya da çok sınırlı olarak kullanıma sunar. Çoklu işlem (Multitasking) ise ancak bazı sürümlerde, sınırlı imkanlar içinde olabilmiştir.


MS-DOS Tarihi

MS-DOS, 1980 yılında Seattle Computer Products (SCP) şirketinde çalışan 24 yaşındaki Tim Paterson tarafından, daha sonraları 86-DOS olarak bilinecek QDOS (Quick and Dirty Operating System) ismiyle 4 ayda geliştirildi. QDOS, SCP’nin 8086 işlemcili bilgisayarına uygun bir işletim sistemi ihtiyacını karşılamak için tasarlandı. Digital Research tarafından 8-bit olarak geliştirilmiş ve o yıllarda popüler olan CP/M işletim sisteminin 16-bit olarak klonlanmasıyla kısa sürede tamamlandı. Temmuz 1981 tarihinde, Microsoft, SCP firmasından 86-DOS işletim sisteminin tüm haklarını 50,000 Amerikan Doları’na ilk kişisel bilgisayarların piyasaya çıkmasından bir ay önce satın aldı.


MS-DOS Sürümleri

IBM ve Microsoft kendi DOS versiyonlarını piyasaya sürdü. IBM versiyonu, IBM PC ile beraber verilen PC-DOS idi. IBM, Microsoft’un geliştirdiği DOS sistemlerini kendi ismi altında paketliyordu. Bu nedenle IBM versiyonları Microsoft’dan daha sonra piyasada yerini alıyordu. Ancak bu kural, Microsoft firmasını OS/2 üzerine yoğunlaştığı dönemde MS-DOS 4.0 sürümünün, IBM PC-DOS 4.0 üzerine kurulması ile bozuldu. Microsoft kendi versiyonlarını “MS-DOS”; IBM ise “PC-DOS” adı altında müşterilerine sundu. Microsoft, MS-DOS OEM versiyonlarını lisanslarken, diğer bilgisayar üreticileri ürüne kendi isimlerini vermek istedi (TandyDOS, Compaq DOS..,vb.). Ancak, Microsoft OEMlerin MS-DOS ismini kullanmalarında ısrar etti. Sadece IBM bu bu ısrara uymadı.

Reklamlarda, bilgisayarların MS-DOS uyumluluğundan daha çok IBM uyumluluğu ön plana çıktı. MS-DOS kullanan bilgisayarlarda, IBM uyumlu makinelerde çalışan her yazılım çalışmıyordu. IBM uyumlu olmayan ve MS-DOS kullanan Pivot bu duruma örnek olarak gösterilebilir. IBM standartlarına uygun bir yazılım, yavaş MS-DOS fonksiyonlarını kullanmadığında daha hızlı koşuyordu.

MS-DOS birçok önemli özelliklerini diğer ürünlerden ve işletim sistemlerinden(Xenix, Unix, DR-DOS, Norton Utilities, PC Tools, QEMM expanded memory manager, Stacker disk compression,..vb) alarak hızla gelişti.

PC DOS 1.0 Ağustos, 1981 İlk IBM-PC de kullanılan ilk sürüm
PC DOS 1.10 Mayıs, 1982 _
MS-DOS 1.25 Mayıs, 1982 IBM uyumlu olmayan donanımlar için ilk sürüm
MS-DOS 2.0 Mayıs 1983 Unix özellikleri eklendi. Sabit Disk ve 360KB Floppy Disk desteği eklendi.
PC DOS 2.1 Ekim, 1983 _
MS-DOS 2.11 Mart, 1984 _
MS-DOS 3.0 Ağustos, 1984 1.2MB Floppy Disk ve daha büyük Sabit Disk desteği eklendi.
MS-DOS 3.1 Kasım, 1984 _
MS-DOS 3.2 Ocak, 1986 2 tane 32MB’a kadar Sabit Disk partition desteği eklendi.
PC DOS 3.3 Nisan, 1987 _
MS-DOS 3.3 Ağustos, 1987 Multiple Logical Drive desteği eklendi.
MS-DOS 4.0 Haziran, 1988 IBM kodları temel alındı.
PC DOS 4.0 Temmuz, 1988 DOS Shell, grafiksel menü seçici, & Compaq DOS 3.31′deki formatları kullanan 32MB sabit disk desteği eklendi. Bu sürümdeki hatalar ve daha az boş bellek kullanımı nedeniyle başarısız bulundu.
MS-DOS 4.01 Kasım, 1988 Bug fix sürümü.
MS-DOS 5.0 Haziran, 1991 DR-DOS 5.0′a cevap olarak, memory management, full-screen editor, QBasic programming language, online help, eklendi ve DOS Shell’e task switcher eklendi.
MS-DOS 6.0 Mart, 1993 DR-DOS 6.0′a cevap olarak, DoubleSpace disk compression (Stacker’dan kopyalandı) ve diğer özellikler eklendi.
MS-DOS 6.2 Kasım, 1993 Bug fix sürümü
MS-DOS 6.21 Şubat, 1994 DoubleSpace disk compression özelliği çıkarıldı.
PC DOS 6.3 Nisan, 1994 _
MS-DOS 6.22 Haziran, 1994 Son stand-alone sürümü. DoubleSpace, DriveSpace ile değiştirildi.
PC DOS 7.0 Nisan,1995 DriveSpace yerine Stacker kullanıldı.
MS-DOS 7.0 Ağustos, 1995 Windows 95 içinde. large disk (LBA) ve Long File Name (LFN) desteği eklendi.
MS-DOS 7.1 Ağustos, 1996 Windows 95B (OSR2) (ve Haziran 1998′de , Windows 98). FAT32 file system eklendi.
MS-DOS 8.0 Eylül, 2000 Windows ME içinde. MS-DOS son sürümü. SYS komutu ve komut satırına boot edilebilme özelliği kaldırıldı.
PC DOS 2000 _ 2000 uyumlu sürümü

Kaynak: PC Museum

Intel 80286 işlemcisinin çıkmasıyla, IBM ve Microsoft OS/2 projesi üzerinde birlikte çalıştılar. MS-DOS’un güvenli modlu versiyonu hedeflenerek OS/2 projesi başladı. Ancak kısa bir süre sonra Microsoft stratejik bir kararla projeden çekildi ve tüm kaynaklarını Windows ve Windows NT projelerine aktardı. Bu dönemde, Digital Research Atari ST makinelerinde çok başarılı olan GEM grafiksel kullanıcı arayüzünü geliştirdi. Ancak, Microsoft’un Windows 3.0′ü piyasaya sürmesi ile pazarda daha fazla tutunamadı.
Masaüstü bilgisayar sistemlerindeki rolünün çok azalmasına rağmen basit mimarisi ve minimal işlemci hızı ve bellek gereksimi nedeniyle bugün çeşitli gömülü x86 sistemlerinde hala MS-DOS kullanılmaktadır.


MS-DOS Kullanımı

MS-DOS,, uygulama programları için bilgisayarın işleyişini koordine eder. Bu gerçekten de çok önemlidir, ama MS-DOS’ un avantajları yalnızca bundan ibaret değildir.

Her ne kadar insanlara basit ve kullanması garip olarak düşünülen MS-DOS işletim sistemi bilgisayarın zarar görmesi durumunda bir numaralı ilaçtır. MS-DOS donanım kurucularının bir numaralı kullandıkları sistemdir. Örneğin Windows açılmıyor, devamlı sorun veriyor ise, bu sorunları genellikle HDD’ye format atarak ve işletim sistemini tekrar yüklemekle becerirler ama hatadır. Çünkü devamlı HDD’ye format atılırsa HDD zarar görürür “bad sector” (kullanılamayan veya bozuk alan) oluşmasına “boot sector”un (HDD’nin bilgilerinin tutulduğu yer) zarar görmesine neden olur. Ama format atmadan MS-DOS’tan yine yararlanarak bilgisayarın sistemi dahil geri getirilebilir. Bunların yapılması çok güzeldir ama bunları yapmak için grafik ekrandan (Windows Ekranı) biraz vazgeçip MS-DOS’ ta çalışmak gerekir. Bu yüzden, Microsoft Windows 95/98/ME sürümleriyle kullanıcının DOS ile olan iletişimini minimuma indirmeye çalışmış olsa bile DOS’ tan tam olarak vazgeçememiştir.

Ayrıca, Windows 95/98/ME kullanıyor olsanız da bazen DOS’a işiniz düşebilir. Örneğin birçok oyun programı Windows ile çalışmaz veya oynanamayacak kadar yavaş çalışır. Ayrıca Windows’a giremediğiniz durumlarda da sorunu DOS’ tan halletmeniz gerekebilir. Bazen de tek bir dosyayı kopyalamak için bilgisayarınızı açtığınızda, Windows’ un çalışmasını beklemeniz gerekmez.

MS-DOS’ un kendisini de belirli işler için kullanabilirsiniz.; komut adı verilen yönergeleri (talimatları ) kullanarak MS-DOS’ u dosya yönetiminde, iş akışının denetlenmesinde ve ek yazılımlar gerektirmeden günlük işler gerçekleştirmede yönlendirebilirsiniz.

Örneğin MS-DOS metinlerden (text) oluşan dosyalar yaratmakta ve değiştirmekte kullanabileceğiniz bir program içerir.MS-DOS editör bir sözcük işlemci olmasa da, kısa yazışmalar listeler için çok kullanışlıdır. Onu kullanarak, küçük belgeleri bir sözcük işlemciye göre çok daha kısa sürede yazabilirsiniz. Veya bilgisayarı açtığınızda yüklenmesini veya çalışmasını istediğiniz dosyaları da bilgisayarın açılırken okuduğu Autoexec.Bat dosyasına koyarak otomatik olarak çalışmasını sağlamış oluruz.

MS-DOS’ ta özel gereksinimlerinizi karşılamak için olan komutları birleştirerek güçlü komutlar, hatta kendi küçük uygulamalarınızı yaratabilirsiniz. Örneğin, yalnızca MS-DOS komutları kullanarak, basit bir dosya yöneticisi ( belirli bilgiler için dosyalarda arama yapan bir program ) oluşturabilirsiniz.

MS-DOS’ un 4.0 ve sonraki sürümleri, komut ve dosyaları menü adı verilen listelerden seçmenize olanak sağlayan ayrı bir program içerirler. Shell adı verilen bu program ile tüm rutin işlerinizi gerçekleştirebilir, ondan zaman zaman yararlanabilir ya da isterseniz hiç kullanmayabilirsiniz.

Artık tüm bu uygulamalar, MS-DOS için oluşturulan Windows ara yüzünden (interface) sonra Dos’ un uygulamaları daha kolay ve anlaşılır olmuştur. Aynı zamanda MS-DOS’ u soğuk gösteren siyah beyaz ekran da ortadan kalkmıştır.


MS-DOS Dosya Yapısı

  • Dosya (File)

Tüm bilgiler ve programlar dosya (file) adı verilen bilgi topluluğu olarak disk/diskete kaydedilir. DOS işletim sisteminde bir dosya iki kısımda oluşur, dosya adı ve dosya uzantısı. Genel olarak bir dosyanın yapısı DOSYA_ADI ve DOSYA_UZANTISI şeklindedir. Burada DOSYA_ADI en fazla 8, DOSYA_UZANTISI en fazla 3 karakterden oluşur. Dosya isminin büyük veya küçük yazılması hiçbir şey değiştirmemektedir, büyük ya da küçük yazmak aynı dosyaya karşılık gelmektedir.
MS-DOS’ ta dosyaların ifadesi;

  • LATS.TXT (Lats isimli yazı dosyası)
  • LATS.* (İsmi Lats olan bütün dosyalar)
  • *.COM (Uzantısı Com olan bütün dosyalar)
  • *.* (Bütün dosyalar)
  •  ????????.??? (Bütün dosyalar)
  • . (Bütün dosyalar)

MS-DOS dosya ismi ve dosya uzantısı kuralları;

  • Dosya ismi en fazla 8 karakterden oluşur.
  • Dosya uzantısı en fazla 3 karakterden oluşur.
  • Dosya ismi ile uzantısı arasında nokta (.) işareti bulunur.
  • Dosya ismi ve uzantısı içerisinde boşluk karakteri bulunmaz.
  • Dosya isimleri büyük küçük harfe duyarlı değildir.
  • Dosya ismi ve uzantı ismi yazılırken 0-9 arası rakamları, A’ dan Z’ ye harfleri ve bazı özel karakterleri ($, %, &, #…) kullanabiliriz. Fakat bazı özel karakterlerde (*, ., ? gibi) kullanılmaz.
  • XXXXXXXX . XXX
Dosya adı.Uzantısı

Örneğin : COMMAND.COM, CONFIG.SYS, AUTOEXEC.BAT ve LATS.DOC gibi


Dosya İsmi Uzantıları ve Anlamları

  • COM  : Makine dilinde yazılmış program dosyalarını ifade eder. Büyüklüğü en fazla 64K olabilir.
  • EXE  : Executive’ den gelmektedir ve hemen çalıştırılabilir program dosyalarını ifade eder.
  • BAT  : Toplu işlem dosyasını ifade eder.

Yukarıda belirtilen 3 dosya MS-DOS’ ta dosya isminin yazılması ile çalıştırılabilir, geriye kalan dosyalar ise başka programlar yardımı ile çalıştırılır. Bu 3 dosya ismi uzantısı aynı isimli dosyalara verilse (yani, LATS.EXE, LATS.BAT ve LATS.COM gibi) çalıştırılma sırası dosyanın büyüklüğüne ve küçüklüğüne bakılmaksızın bu dosyaları çalıştırma önceliği COM, EXE ve BAT sırasındadır.

  • TXT  : Text (metin) dosyasını ifade eder.
  • SYS  : Sistem Dosyalarını (System File) ifade eder.
  • HLP  : Yardım dosyasını ifade eder.
  • DOC  : Word’ de oluşturulmuş dosyaları ifade eder.
  • XLS  : Excel’ de oluşturulmuş dosyaları ifade eder.
  • PPT  : Powerpoint’ de hazırlanmış dosyaları ifade eder.
  • WIN  : Windows’ la oluşturulmuş dosyaları ifade eder.
  • INI  : Windows’ un sistem dosyalarını ifade eder.

MS-DOS’ un açılması için gerekli 3 dosya vardır. Bunlar Config.sys, Autoexec.bat, Commmand.com’ dur. Ayrıca, sistem dosyası olarak Msdos.sys (Dos ile ilgili sistem bilgilerini tutar. Örnek, versiyon bilgisi gibi) ve Io.sys (Dos’ un giriş/çıkış sistem bilgilerini tutar) vardır.

  • CONFIG.SYS

Bu dosya, bilgisayarın donanım özelliklerini değiştirmemizi sağlayan bir metin dosyasıdır. Yani bu dosyaya eklenecek komutlar aracılığı ile memory, fare, klavye, ekran ve bunun gibi araçların nasıl çalışacağı belirlenir. CONFIG.SYS dosyasının MS-DOS tarafından okunup işlenebilmesi için açılış diskinin ana dizininde bulunması gerekir.

  • AUTOEXEC.BAT

Bu dosya, DOS çalıştığında bazı programları otomatik olarak çalıştırma olanağı verir, ekran ve dil düzenlemesini sağlar. Bu sayede bilgisayarın her açılışı sırasında yüklemek zorunda kalacağımız klavye, fare, monitör dil … programları yüklenmiş olur.

  • COMMAND.COM

Bu dosya, bilgisayar komutlarını yazdığımız komut derleyicisini görüntüler. COMMAND.COM bilgisayarın açılış diskinin ana dizininde bulunması gerekir. Bu olmadan bilgisayarın açılması mümkün değildir. Direk makine dilinde yazılmış olduğu için çok hızlıdır.


Dizin (Directory) Yapısı

Bilgisayarda dosyalar içeriklerine veya özelliklerine göre dosya gruplarına ayrılabilir. Bu gruplara dizin adı verilir. Windows ortamında dizin ismi yerine klasör ismi kullanılır. 3 değişik dizin tipi vardır. Bunlar,

  1. Root Directory (ana veya kök dizin)

Bilgisayarın ana dizinidir. Kullanılan sürücüyü tanımlar (a:\ , b:\ , c:\). Kullanıcı root directory yaratamaz ve silemez.

  1. Directory (dizin)

Root directory altında oluşturulan dizinlerdir.

  1. Subdirectory (alt dizin)

Directory’ lerin altında oluşturulan dizinlerdir. Alt dizinler root directory’ de iken sadece DIR komutunun yazılması ile ekranda görülmezler.


MS-DOS Komutları

Komutlar İkiye Ayrılır ve komut isminin büyük veya küçük yazılması hiçbir şey değiştirmemektedir, büyük ya da küçük yazmak aynı komuta karşılık gelmektedir.
İç Komutlar : COMMAND.COM dosyası içinde bulunan temel komutlardır ve çalıştırılması ile belleğe yüklenerek çalıştırılan komutlardır. Örnek : Ver, Dir, vs.
Dış Komutlar : Çalıştırılabilmesi için disk veya disket içinde dosya halinde bulunması zorunlu olan komutlardır. Örnek : Xcopy, format, vs.


İç Komutlar

DOS’ ta çalıştırılan komutun, çalışması için herhangi bir dosyaya ihtiyaç duymadan ç